24 Nisan 2014

Naz

Geçtiğimiz gün canım annemle baş başa bir yemek yedik, baş başa derken, kamberimiz de bizimle birlikteydi tabii ;) Siz de zaman zaman bunu yapıyor musunuz bilmiyorum, benim bazı günler şımarık küçük kızlar gibi anneme nazlanacağım tutuyor. Halbuki anne olduktan sonra annemin kıymetini çok daha iyi anlar oldum. Ama ara sıra böyle anlarım tutabiliyor. Ne dersiniz ilgiyi biraz kendi üzerime çekmek için yapıyor olabilir miyim bunu? ;)
Ama bu tatlı bızdık varken annem benim gibi bir cadıyı ne yapsın di mi ama :)
Deri Ceket: Beymen
T-shirt: Mango
Etek: Choies
Ayakkabı: Shoe & Me
Kolye: Choies
Yüzük: Annemin hediyesi
Çanta: QUE
Hiç kanmayın bu afilli pozlara, perde arkasında durum böyle aslında :) Nil coşar, anne peşinden koşar :)
Bir sonraki durakta görüşene dek hoşçakalınnn!

22 Nisan 2014

Stella

Pazar günü havanın kapalı olmasına aldırış etmeden Polonezköy'de sevdiğimiz yerlerden biri olan Stella'da soluğu aldık. Buranın nostaljik havasını oldum olası çok sevmişimdir. Kendinizi hiç kasmadan olduğunuz gibi bir gün geçirirsiniz, etrafınızdaki herkes bol oksijenden hafif çakır keyif gibidir, çimlerde özgürce koşturan çocuklar şendir ve sizin tek endişeniz mangalda pişenlerdir ;)
Ama itiraf etmeliyim doğada bir gün geçirecek bile olsam kendimi iyi hissettiğim bir kıyafetin içinde olmalıyım mutlaka! Birazcık pırıltının kimseye zararı olmaz nasılsa... Kot gömleğimi annemin gençlik döneminden kalma eteğiyle kombinledim, ikinci bir itirafa hazır mısınız peki? Eteğin beli o kadar dardı ki patlamaması için bütün gün göbeğimi içime çekmek zorunda kaldım! Anniş sen benim yaşımdayken kaç bedendin? Ve bunu bana neden yaptın söyle lütfennnn :) Şu anda bu postu hazırlarken bir yandan da battal boy Nutella'mı kaşıklıyorum, moral bozukluğumu ancak böyle telafi edebilirim napıyım!
İşte ben, patlamak üzere olan balina Noni :)
Birazcık hamakta sallayıp uykuya hazırlayalım minik prensesi...
Her anne babanın fikri elbette farklı olabiliyor. Kimisi çocuklarını telefon, bilgisayar ve televizyondan uzak tutuyor. Biz hiçbirini yasaklamadık, nedense yasaklarsak merakı daha çok olurmuş gibi düşündük ve düşündüğümüz gibi de çıktı. Nil önünde olsa bile ipadi eline almıyor, TV'ye yapışmıyor, çoğu zaman ne var diye dönüp bakmıyor bile, artık daha çok oyuncaklarıyla (oyuncaklarından biri de benim tabii!) zaman geçirmeyi seviyor. Gymboree'nin maskotu olan palyaço da (Nil'in deyimiyle "Mu") en favori oyuncağı. Mu aşağı Mu yukarı vaziyetteyiz. Ipad'e bakış açınız ne şekilde bilmiyorum, eğer çocuğunuz ipade meraklı ise Fisher Price'ın bu kılıfını şiddetle tavsiye ederim. Ben almakta çok tereddüt etmiştim ama ipadin ekranı çatlayınca keşke daha önce alsaydım dedim. Şu anda Mothercare'lerde indirimde... Hazır tavsiyelere girmişken; bence kaçırılmaması gereken bir diğer ürün de Imaginarium'larda satılan bu top havuzu... Çok sevdiğim anne bloggerı Socialmom'ın instagramdaki tavsiyesi üzerine haberim oldu benim de... Top havuzlarında oynamaya bayılan çocuklarımızı mikroplardan uzak tutmak için harika bir çözüm bence ;)
Instagramda ne zaman gezinsem karşıma yeni bir ürün çıkıyor ve bir deniyim diyerek kaydediyorum bir kenara... Rimmel'in bu Colour Rush kalem rujunu da şu anda ismini hatırlayamadığım moda bloggerlarının birinde görmüştüm, ben de denedim, sürünce rengi göründüğünden biraz daha koyu olsa da nemlendirme özelliğini ben beğendim.
Bu yaz ayağımdan çıkartmayacağım ayakkabılar da kesinlikle bu yüksek tabanlı spor ayakkabılar! Bunları n11.com sitesinden aldım. Aslında ayakkabıyı alışveriş sitelerindense yerinde deneyip almayı daha sağlıklı bulurum ama çok istediğim bu altın simli ayakkabıyı hiçbir yerde bulamayınca siteye bir şans veriyim dedim. Gönderici firma hatalı ürün yollamış ama neyseki çok ilgili bir satıcıydı, hızlı servisle ayakkabıyı yenisiyle (ve daha iyisiyle) değiştirdiler ve benim gönlümü almayı başardılar ;)
Onun simli ayakkabıya hiç ihtiyacı yok! Birazcık sevgi verilsin ona yeter!
Bugünlük bu kadar çene yeter, hadi bakalım herkes işinin başına artık, hoşçakalınnn :)

16 Nisan 2014

#1Hastalik3Melek

BU HASTALIK BAŞINIZA ÇORAP ÖRMEDEN GİDİN KONTROLLERİNİZİ YAPTIRIN!
KANSERDE ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR!
#1Hastalik3Melek


Geçtiğimiz ay sizlere güzel arkadaşım Nuray'dan bahsetmiştim; kendisi hamile kaldıktan sonra meme kanseri olduğunu öğrendi. Ameliyat oldu, şimdi de kemoterapi görmekte... Hastalığını yenip kızını kucağına alacağı günü iple çekiyor, tabii onu seven bizler de... Nuray hamile kadınlar hasta olmaz yargısını yıkmak ve farkındalık yaratmak için çok güzel bir kampanya başlattı. Siz de bu kampanyaya destek olmak isterseniz başınıza ince çorap geçirdiğiniz bir fotoğrafınızı #1Hastalik3Melek hashtagi ile Instagram, Twitter, Facebook ve bloglarınızda paylaşabilirsiniz. Eğer böyle bir poz vermekten çekinecek olursanız bu yazıyı paylaşarak da destek olabilirsiniz, bu kampanya ne kadar çok kadına ulaşırsa o kadar amacına ulaşmış olacak. Desteğiniz ve dualarınız için çok teşekkürler...
Nuray'ın Instagramı: http://instagram.com/1hastalik3melek



14 Nisan 2014

Dublör

Nil artık öyle hareketli bir bebek ki! Ve tehlikeli sularda yüzmeye bayılıyor; koltuklarda zıplıyor, iki saniyede sandalyeden masa tepesine çıkıyor, camları açmaya yelteniyor, ulaşabildiği tüm çekmece ve dolapları karıştırıyor, kaşla göz arasında rujlarımın tadına bakıyor, olmadık yerden bir kokteyl çubuğu bulup kulağına sokuyor vesaire... İki dakika içinde ne yapacağını kestirmek mümkün olmuyor. Tüm gün gözüm onun üstünde, yüreğim de ağzımda dolaşıyorum peşinde... Kendimi bir aksiyon filminin oradan oraya savrulan dublörü gibi hissediyorum, ehh haliyle gün sonunda dayak yemiş gibi oluyorum :)
Durum böyle olunca gün içerisinde bana enerji verecek şeylere daha çok ihtiyacım oluyor. Renkler de bunlardan biri mesela... Koyu renklerden alabildiğine uzak duruyorum ve kendimi cıvıl cıvıl renklere teslim ediyorum.
Etkisi oluyor mu peki? Kesinlikle!
Caddede uzuuun bir yürüyüş yaptıracak kadar hem de ;)
Yürüyüşün ardından güzel arkadaşımız Başobel'in nikahına katıldık. O kadar güzel bir gelin olmuştu ki... Şanslı prensiyle bir ömür boyu mutlu olsun inşallah, kesinlikle hakediyor bunu!
Ahhh uzun süredir görmeyi hayal ettiğim bir manzaraydı bu! Canım arkadaşım Evom'un kızı Naz ve benim nazlı kızım Niloş :)
Bu poz vermeler de yeni başladı, boşuna demiyorlar anasına bak kızını al diye, yakında ben elimi ayağımı çekip blogumu kızıma devredicem zaten hii hii :)
O zamana daha var ama ben şimdi gitsem iyi olacak, gözetlemem gereken bir yumurcak var!
Hepinize cıvıl cıvıl bir hafta diliyorum!
Bluz: Ambar (İzmir)
Pantolon: Pudra Butik (Bostanlı/İzmir)
Ceket: Persunmall
Çanta: Caesar David
Kolye: Diva
Nil'in elbisesi: GAP
Yağmurluğu: Bilstore

10 Nisan 2014

Kına

Geçtiğimiz hafta sonu halamın oğlunu evlendirdik. Bebekliğini bildiğiniz aile üyelerinin artık kendi yuvalarını kuruyor oluşu insanı gerçekten çok duygulandırıyor, ehh işin içinde bir de yaşlandığımın tescil edilmiş olması var ki bu konuya lütfen hiç değinmeyelim :) Düğünden birkaç gün önce kına gecesi vardı. Zamanla değişikliğe uğrasa da özündeki manayı kaybetmeden geçmişten günümüze gelebilen geleneklerimizden biri de bu kına geceleridir öyle di mi?
Dikkat ettim eğer ailecek özel bir geceye katılacak isek kendimden çok Nil'e daha çok özeniyorum :) Kına gecesine uysun diye kızımı kırmızı renkte giydirmek istedim, dolapta yeğenlerimden kızıma geçen çok cici bir geleneksel Rus elbisesi vardı, Nil'in üstüne de tam olunca giysi arayışım son buldu. Ben de yıllar önce Libya'da yaşadığımız dönemde annemin kendisine alıp biçtiği ama sonrasında benim el koyduğum dantel elbiseyi giydim, saçımı da kendim evde topuz yaptım. Fakat tüm gece Niloş'un peşinde koşturmaktan ne fotoğraf çektirebildim, ne de oturabildim, gerçekten çok yorucu bir gece oldu benim için...
Önce yemekler yendi, ardından kına yakma merasimine geçildi...
Yüksek yüksek tepelereeee ♫ Yok gelinimizi ağlatmak öyle sandığımız kadar kolay olmadı :) 
"Türk halkının gelenek ve görenekleri arasında önemle korunanlardan biri kına yakma geleneğidir. Kına, Arapça hına sözünün dilimize kına olarak geçmiş biçimidir. Kına, iki çeneklilerden kına ağacı denilen bir bitkinin kurutulmuş yapraklarının tozudur. Geline kına yakılır, çünkü gelinin ailesi kızını gelenek ve göreneklerimize göre baba ocağından başka bir eve göndermekte, kocasına ve yeni evine kurban etmektedir. Kına aynı zamanda temizliğin, saflığın, iyi niyetin simgesi olduğundan geline kına yakma coşku ile kutlanır. Bu kutlama gününe kına gecesi denir. Kına gecesi, gelinin ve güveyinin gerdeğe girmeden önce yapılan büyük eğlencenin ve şenliğin adıdır. Bu gecenin en çarpıcı uygulaması ağıtlarla birlikte yakılan kınadır. Kınanın bir tepsi içerisinde üzerinde yanan mumlarla taşınması, buna gelinin kız arkadaşlarının eşlik etmesi gelenektendir. Kına yakan kimsenin çoğunlukla başı bütün olarak tanımlanan evli, mutlu ve ilk çocuğu hayatta olan bir kimse olmasına özen gösterilir. Gelinin avcuna kına yakılırken kayın valide gelinin avucuna altın koyar. Oyunlar, türküler, mâniler, deyişler kına gecelerinin en önemli unsurlarıdır. Kına yakılırken söylenen mâniler, türküler, yakımlar kız ile anasında duygu çelişkilerini açığa çıkarmaktadır. Bir taraftan ağlanır, öte yandan eğlenilir."

Kaynak: "Geleneksel Kültürümüzde ve Âşıkların Dilinde Kına" - Yard. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı
Kınalar ellere yakıldı...
Ve eğlence faslı başladı :)
Dünyalar güzeli Tuğba ve kuzenim Tolgan'a bir ömür boyu mutluluklar diliyorum, yüzlerindeki gülümseme sonsuza dek sürsün ve hep mutlu olsunlar inşallah 
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetineee :)

07 Nisan 2014

Terk-i Diyar

Annemle ikimiz boğa burcu olunca arada bir kendimizi doğaya salıverme ihtiyacı hissederiz. Geçtiğimiz hafta da öyle günlerimizden biriydi, uzun süredir gitmediğimiz Fenerbahçe Parkı'na gidip biraz huzur bulalım dedik. Fakat o da ne?! Park adeta terkedilmiş bir film platosu gibiydi, in cin top oynuyordu, cafeler geçici süreliğine kapanmıştı. Parkın işletmesinin değiştiğini öğrenince durumu anladık ve kısa bir turun ardından, Kalamış'taki kaldırım çalışması nedeniyle seke seke yürüyerek (ahh bebek arabalarıyla kaldırımlarımızda yürümek ne zordur tahmin edersiniz!) rotamızı Midpoint olarak değiştirdik.
Fotoğraflara biraz ara verip çekiliş sonucunu da araya hemen sıkıştırıyım ;) Sillydress'in hediyesi olan bu tatlı mı tatlı tavşancık kolyeyi kazanan isim 9. sıradaki Emre Çalış oldu, kendisini tebrik ediyor, kolyesini güzel günlerde takmasını diliyor ve Sillydress'e sponsorluğu için çok teşekkür ediyorum!
Kedili Gömlek: Choies
Hırka: Street One
Küpe: İpekyol
Mis gibi bir hafta dilerim hepimize!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...