03 July 2009

Goin' Veggie?


Küçükken annem faydalı diye ablamla bana her kahvaltıda yumurta yedirirdi. Akşamları da biz uyuduktan sonra uyku sersemiyken bizi kaldırıp ballı yumurtalı süt içirirdi. Daha ben mini minnacık bir velet iken bir sabah haşlanmış yumurta yerken bir ısırık aldım ve böyle kordonu uzadı uzadı kopmadı ayyy yazarken bile hala tuhaf oluyorum ööğğkkk :P İşte bu görüntü hafızamdan bir daha hiç silinmedi ve ben o gün bugündür ağzıma yumurta süremez oldum. Rafadan, haşlanmış, omlet, menemen... Hiçbirini ne yiyebiliyorum ne de yiyen birine bakabiliyorum... Karşımda biri yiyorsa ve aynı anda da konuşuyorsa hemen masadan kalkıyorum. Ve kokusunu aldığım anda nefesimi tutuyorum ki içime o kokuyu çekmiyim. Ayyy benim yumurta fobim böyle işte. Sadece kek veya hamur işlerinin içinde karışmış halde ve pişmiş ise yiyebiliyorum.


Şimdi yumurta-fobik halime bir de et ve tavuk ürünleri eklendi. Büyük bir markanın fabrikasında zavallı hayvanların ne şekilde kıyma ve bilimum gıda ürünlerine döndüğünü duyduğumdan beri (dinlerken tansiyonum düştü resmen) ağzıma kırmızı ve beyaz et süremiyorum. 30'undan sonra insan vejeteryan olur mu bilmiyorum ama ben bundan sonra mideme sadece sebze ve deniz mahsülleri sokmayı düşünüyorum!



Şu aralar içimde pek yazma hevesi yok çünkü recharge olmam gerekiyor. 1 senedir ara vermeden çalışıyorum ve artık iyi bir tatile ihtiyacım olduğunu hissediyorum. Ruhen & bedenen her şekilde hazırım buna :) Beynimde sürekli tatil çanları çalıyor. Ama görünen o ki Eylül ayına kadar beklemem gerekiyor. Acaba her çalışan benim gibi zaman zaman herşeyi bırakıp kaçıp gitme duygusuna kapılıyor mu merak ediyorum?! İşte bu duygumu bastırabilmek için bu akşam Saroz'a kaçıyorum, kısa bir kaçamak bu ruha iyi gelecek sanırım! Sizlere de harika bir haftasonu diliyorum!!!

01 July 2009

Cepheden bildiriyorum...


Ben yeğenlerime daldım kendi bıcırıklarımı unuttum :) En son Tarçın'ın Miso ve Bediş'i nasıl patakladığından bahsetmiştim... Baktım olacak gibi değil önce bir gece boyunca Tarçın'ı agresiflikten arındırma tedavisi uyguladım. Oğlumu böyle hamur gibi yoğurdum, bir sürü de güzel sözler söyledim Behlül'üm yakışıklım sen bu evin baştacısın gibilerinden sözlerle egosunu şişirdim bir güzel :) Ertesi sabah gözümü karartıp hepsini bir odaya koydum, bu evin sloganı "Savaşma - Seviş!" ona göre ayağınızı denk alın diye ültimatom verip kapıyı çekip çıktım. Tabii sonra tüm gün içim içimi yedi, akşam büyük bir korkuyla kapıyı açtım veee:
Benimkiler yine can ciğer kuzu sarmasına dönmüştü! Ben de derin bir ohhhh çektim. Bizim cephedeki son durum budur arkadaşlar :)


Oğluşum bu agresif döneminde 10 yıl birden yaşlandı...

Miso'nun dünya yansa umrunda değil, TV seyrediyor...

Bediş sinek avında...

Tarçın zen terapisinden sonra dinleniyor...

Miso "kara kara" düşünüyor; acaba bugün ne haltlar yesem diye :)


Princesses @ Romantika



30 June 2009

Bugünkü Noni


Haftasonu full time teyze olarak iş başındaydım :) Bu nedenle blogumu biraz ihmal ettim. Onlarla bir arada olmak çok güzel ama bir o kadar da düşündürücü... Denizkızı Ariel, Tinkerbell ve şekerler ve tabii pembe rengi saymazsak yeğenlerimin nelerden hoşlandıkları konusunda pek fazla fikre sahip olmadığımı cumartesi günü oyuncakçıya girdiğimde anlamış oldum. Ve onlarla zaman geçirdikçe çocuk eğitimi konusunda aslında ne kadar da bilgisiz olduğumun farkına vardım. Birçok şeye dikkat etmek gerekiyor çünkü inanılmaz bir gözleme sahipler, herşeyi anında kapıyorlar. Yanlarındayken hem davranışlara hem de kullanılan kelimelere gerçekten çok özen göstermek gerekiyor. Onları şımartmadan sevgi sunmak, isteklerine yeri geldiğinde hayır diyebilmek, huysuzluk yaptıklarında sabırlı olmak, her şekilde özverili davranmak... Cennet neden annelerin ayaklarının altında şimdi daha iyi anlıyorum...



Şu aralar Nil'in çocuk da yaparım kariyer de şarkısını mırıldanıyorum sanıyorsanız tamamen yanılıyorsunuz :) Onun yerine alışverişe de giderim konsere de diye şakıyorum ben :) Cuma akşamı Sezen Aksu konserine gittim ama biraz hayal kırıklığına uğradım, yeni albümünden şarkılara daha çok yer vermesi miydi yoksa orkestrası ile kendi aralarında sürekli şakalaşıp gülmesi ve benim mevzuya Fransız kalmam mı bilemiyorum... Sonuçta kendimi şarkılarına fazla kaptıramadım. Konser hevesimi artık Santana'ya saklıyorum :) Mini alışveriş turundan da Accessorize'daki bu kolye ile Dior'un yeni sezon oje & ruj takımı ile geri döndüm.




Kendimi bildim bileli süslüyüm, çiçeği burnunda bir lover olarak bu işi son günlerde iyice abarttım. Ne mi yapıyorum? Bir sonrakinde aynı şeyi giymemek için her buluşmamızda ne giydiysem bir kenara not ediyorum :P Good morningggg!!!! Noni'nizin bir kaçık olduğunu şimdi mi öğrendiniz :) Arkadaşlarım sen deli misin ürkütme bebeyi diyorlar bana ama söylenenler bir kulağımdan girip öbüründen çıkıyor tabii ki ben olduğum gibi davranmaya devam ediyorum :) Beni seven böyle kaçık halimle sevsin di mi ama :)


26 June 2009

180 Derece

AMERİKA'DA:



MEMLEKETİMDE:



Buyrun efendim, Türkiye topraklarına ayak basmaları 24 saati bulmayan sevgili yeğenlerim ortama hemen uyum sağladılar bile! 180 derecelik değişim budur işte! Bakınız duruş bile değişti, nerde o hırçın kızımız nerde bu yüzüne nur inmiş yavrucak, doğru yolu bulmak diye ben buna derim haa haa :) Yalnız anlamadığım bir sebepten ötürü ablam dönüş biletini erkene almaya çalışıyor?!!!

Welcome Girls - Goodbye MJ




Bugün sizlerle paylaşmak istediğim aslında böyle bir mutluluktu...

Ama sabah işe gelip interneti açar açmaz okuduğum haberle şok oldum. Daha geçen gün Temmuz ayında Londra'da yapacağı geri dönüş konseri için kimbilir ne şovlar hazırlamıştır, keşke izleme imkanım olabilseydi diye içimden geçirmiştim. Tek tesellim popun kralının aradığı huzuru artık bulmuş olması... Nur içinde yat MJ...

Rest in peace...


25 June 2009

Beklerken...



Saatler geçmek bilmiyor ayyyy şiştimmmm :P

Beklerken illüstrasyonla ilgili çok cici 2 blogu sizlerle paylaşmak istedim.

İlk olarak Dodi'den başlamak istiyorum. Kendisi genç bir illüstratör. Bitirme projesi olarak da Bookid'i hazırlamış. Yeğenim Selin gibi denizkızı hayranı küçük kızlar için Andersen'in orjinal kitabından küçük denizkızı hikayesini görselleştirebilecekleri bir proje yaratmış, ben çoktan girip oynadım bile çocuklardan geri kalır mıyım hiç :) Yüklenmesi biraz zaman alıyor o yüzden birazcık sabırlı olmanız gerekiyor;)

İkincisi ise Armağan'ın çok şirin illüstrasyonlarının yer aldığı Armation adlı çiçeği burnunda web blogu... Küçük kırmızı kuş çok güzel! Ahhh böyle yaratıcı insanlara bayılıyorum! Keçeden kedi yapım aşamasındaymış, hazır olur olmaz Gofret'imin bir göz atmasını isteyeceğim çünkü hatunun bana aylardan beri keçeden kedi sözü var hala yapacak :)


Photobucket


Son 1 saate girdim :) Akreple yelkovanı izlemeye devam edebilirim şimdi :)

Heyoooooo :)


Bugün böyle şebek gibi sırıtık bir şekilde geziniyorum elimde değil kendime hakim olamıyorum çünküüüüü bugün Decaf Lattem ve şekerleri geliyorrrr !!!!!!! 10 aylık hasret sona eriyor!!!! Akşam üstü işten uçarak yanlarına gideceğim!!! Aldığım tüyolara göre benim gibi kıskanç bir cadı olduğu için öpücüklere önce Derin'den başlamam gerekiyormuş :) Bakalım kavuşmamız nasıl olacak? Bugün bir an önce bitsin ve akşam 6 olsun Allahım lütfeeennnnn!!!!!!!


24 June 2009

Krizzzz !!!!!!!!!!!!


Geçen gün korkunç bir manzara ile karşılaştım. Daha doğrusu uykumun orta yerinde kedilerimin çığlıklarına uyandım. Tarçın gözü dönmüş bir şekilde Miso ve Bediş'i pataklıyordu, onları öyle görünce elim ayağım birbirine girdi, Tarçın o anda beni de tanımadığı için süpürge yardımıyla onları ayırabildim. Miso'nun burnundan kanlar geldi, Bediş tir tir titredi. Bugüne kadar böyle bir kavgaya hiç tutuşmamışlardı, daha doğrusu Tarçın bu kadar agresif olmamıştı... Ona ne oldu da psikolojisi birden böyle bozuldu hiçbir fikrim yok. Tarçın'ı 2 yaşından sonra aldığım için nerede ne tepki vereceğini tam olarak kestiremiyorum. Aklıma türlü türlü sorular geliyor, böyle olduğu için mi eski sahibi onu veterinere bıraktı yoksa veterinerin dediği gibi sahibinden şiddet görmüş bir kedi olduğu için mi şimdi böyle bozuk bir psikolojiye sahip... Sorunun kaynağı ne bilmiyorum ama bu durum beni inanılmaz korkuttu. O gece Bediş'in veya Miso'nun gözünü de çıkartabilirdi. Şimdi ayrı odalarda tutuyorum ama bu durum ne kadar sürecek? Hep böyle korkuyla mı onları biraraya getireceğim? Tarçın'ı vermek istemiyorum (zaten bu şişko haliyle onu kimse almak istemez), sokağa salamam böyle birşeye vicdanım asla elvermez ama diğer iki bıdığa da kıyamıyorum şimdi o kadar korkuyorlar ki bu sefer de onların psikolojisi bozuldu. Bu sabah tekrar bir araya getirmeye çalıştım ama ne yazık ki başarısızlıkla sonuçlandı, Tarçın'ı yine zor zaptettim. Buna nasıl bir çözüm yolu bulabilirim hiçbir fikrim yok, çıkmazdayım...

Sizi yine böyle görmek istiyorum :'(


23 June 2009

Noni @ Saroz - Part 2


Haftasonu öylece yayılmak istedim, kendimi güzel düşüncelere salmak ve bunun tadını çıkartmak... Tek yapmak istediğim bu oldu. Saroz'a giderken yanıma fotoğraf makinemi, kitabımı ve hamurlarımı almıştım ama ne fazla bir kare çektim, ne kitabın kapağını açtım, ne de hamurlara dokundum. Salma işinin hakkını verdim anlayacağınız ;)


Sabah 8 sularında Noni... Şiş gözler, sıfır makyaj ama dingin bir ruh hali ;) İlk defa üstüme öylesine birşeyler giydim, dolabımı açtım hiç düşünmeden ilk gördüğüm eteğe "seni seçtim pikaçu" dedim, giyindim ve çıktım! Bu benim için bir devrim, bu tarihi bir kenara not etmem gerekir!


Kendimi salmaktan yola çıkıp yol boyunca saldım çayıra mevlam kayıra atasözünün ne anlama geldiğini düşündüm... Bazen gereksiz detaylara takılıp kalıyorum...

2009 senesinin deniz sezonunu açmam topu topu 1 dakika sürdü: girdim, dondum, çıktım :)

Denizden bana yar olmayacağını anlayınca kendimi doğaya verdim... Zaten şu aralar çiçekler böcekler kelebekler lay lay layyyy modunda gezindiğim için konsepte gayet uygun oldu ;)

Ana kraliçemiz vişneler toplanacak dedi demesine ama kızının kendi gibi doğayla uyumlu olmadığını hesaba katmadı tabii... ayyy vişne aktı elime bulaştı, burada örümcek ağı varrr, anneeee dallar saçıma girdi kurtar beni derken vişne toplama seromonisi benim için 10 dakikada bitiverdi!

Avucuma düşenleri bir süre seyredip anında likör fantezileri kurmaya başladım :) Bu içki merakım nerden mi geliyor? Bakınız alt resim:


Babalar Günü'ne uygun bir şarap; Baba Bortaçina :) Annişle babiş benimle başa çıkmanın en güzel yolunu bulmuşlar, önüme koyuyorlar şarabı, birinci kadehten sonra bendeki gevşeme hali çeneme de etki ettiği için vıdı vıdıyı kesiyorum, onlar da başlarını dinliyorlar böylece :)


En kötü günümüz böyle olsun diyerek şerefe kadeh kaldırdık....

Annemin bile dövmesi var ama benim yok !!!!

Bu kareyi de babiş için çektim, güneşi fenerin içine hapsetmeye çalıştım :) Ama şarap sonrası fotolardaki kadraj yamukluğu hoşgörülürmüş, Noni hanım öyle dedi !




Biliyorsunuz birkaç gün önceki itirafnağme'mi size sundum. Herşey iyi hoşta burayı sevgilim de okuyor dolayısıyla komik, uydurma ve argo kelimeleri artık Noni lügatından çıkartmış bulunuyorum. Mesela Saroz'da denize girme olayını sadece dondum olarak özetledim halbuki Noni olarak yazmak istediğim şey "abooo o ne soğuktu öyle totom & bıldırcınım dondu resmen" idi! Hah sıkıysa yaz şimdi böyle rahat rahat, daha cicim aylarında olduğumuz için ben böyle kibarlıktan karşısında kırılıyorum, dışarda ciciyi burada biciyi görüp benim Dr. Jekyll ve Mr. Hyde gibi olduğumu düşünmesini istemiyorum, daha çok Matruşka gibi görsün beni böyle açtıkça içinden değişik değişik Noniler çıkıyormuş gibi düşünsün istiyorum :)