18 Eylül 2009

Ayılana Gazoz, Bayılana Limon

Geçen ay İstanbul Fashion Days'de gezinirken, Dice Kayek tarafından tasarlanan (bu arada Dice Kayek bu tasarımı ile modanın dışında ilk defa bir endüstriyel tasarım ürünü yaratmış) ve Şişecam tarafından üretilen lacivert cam şişede sunulan Uludağ'ın yeni maden suyu Uludağ Premium'u deneme fısatım oldu ama ben içinden çok şişenin rengine vurulduğum için içmeyi bırakıp fotoğrafını çekmeye başladım :)
Vallahi Uludağ'da çalışan akrabam yok sadece sevdiğim, beğendiğim şeyleri sizlerle de paylaşıyorum ve bu sefer tesadüfen aynı marka denk geldi :) Şimdiki gazozlar fazla asitli olduğundan mıdır nedendir bilmiyorum küçükken içtiğim o eski gazozların tadını bana vermiyor-du ta ki geçen gün Efsane Uludağ Gazozu içene kadar... Yumuşak tadı ile içer içmez beni Dalaman Seka yıllarımıza geri götürdü, o yıllarda ablamla elimizden gazoz şişesini eksik etmez, bardağa koymadan kağıt pipetle nefes almadan içerdik, hmm bir de gazoz bitmiş olsa bile buna inanmamak istercesine pipetle o tuhaf forkk furrkk sesleri çıkartırdık. Sanırım bu o dönemin tüm çocuklarının seslice yerine getirdiği bir ritüeldi :) Ne güzel yıllardı onlar!
Gazozu koyalım bir kenara, geçelim limona! N'olur söyleyin bana bu fotoyu görür görmez ağzınız otomatikman sulanmadı mı? Sulandı di mi :) He şimdi anlatacağım şeyi destekliyim diye önden böyle bir klasik koşullanma örneği vermek istedim. Aynen bunun gibi benim de otomatikman yaptığım birşey var; Lambada müziğini duyunca hemen ön dişlerimi yoklama gereği duyuyorum :) Ben 12 yaşında bir yavriyken bir gün beden eğitimi dersinde ne akla hizmetse okulun minnacık soyunma odasında 10 kız bir araya gelip o zamanın meşhur lambada dansını uygulayalım dedik :) Ama tek godik ben olmamalıyım ki dansı ikili ikili değil 10 kız birbirine sarılmış şekilde uygulamaya çalıştık, evet o zamanın biz çocukları bir tuhaftık kabul ediyorum :) Bu toplu lambada esnasında tabii bulunduğumuz odanın da fare deliği kadar küçük olması sebebiyle birden hepimiz domino taşları gibi yere kapaklandık. Şöyle de bir parantez açıyım o zamanlar vücudum 5.6 yazılımına henüz geçmemiş, 4.2 sürümünü kullanıyordu ya da şu şekilde izah ediyim, kastamonu sepetinin altı henüz yoktu sadece sapı mevcuttu, hey gidi çiroz günler heyy! Bu kapaklanma esnasında en çelimsiz ben olduğum için tabii en altta kalan da ben oldum veee ayağa kalktığımda aynen böyleydim:
Büyük bir başarı örneği göstererek ön dişimi dik açılı üçgen gibi kırabilmeyi başarmıştım! Tabii oracıkta şoka girdim, elimde kırık dişim aynı okulda okuduğumuz ablam Decaf Latte'me AFLAAAA (ön dişteki kırık nedeniyle böyle çıkıyordu) diye zırlayarak gittim, o saatten sonra ablam ne yapacaksa hee heee :) Annem okula gelip beni almış ve hemen diş doktoruna götürmüştü. Artık takma dişli bir Noni olarak hayatıma devam edeceğimi unutarak 2 gün sonra koca bir elmayı hart diye ısırmış ve sevgili yapma dişim elmanın üstünde kalmıştı :P Vee dejavu, yine dişçi koltuğunda tek dişi kalmış canavar olarak sırıtıyordum :) Sonra o diş bir sürü doktorun elinden geçti ve işte bugünkü halini aldı :) Üstünden yıllar geçmiş olsa bile ne zaman Lambada şarkısını duysam bir tuhaf oluyorum ve tabii elmayı asla ısırarak yemiyorum!

Ay ne çok konuştum bugün, bu kadar gazoz-limonun üstüne bir Adnan Şenses gibi belime ceket bağlamadığım kaldı hii hii :) Bayram sayesinde kavuştuğumuz şu 4 günlük tatilin enerjisi çeneme vurmuş olabilir mi acaba?! Hepinizin Şeker Bayramı'nı şimdiden kutluyor, sevdiklerinizle birlikte güzel bir bayram geçirmenizi diliyorum!

12 yorum:

  1. Hahahaaa... güldürdün beni.... uludağ gazozuyla kimin hatırası yoktur ki... Hatırlamak güzel... Kağıt pipetleri, çıkan o sesi...
    Birde hatırlar mısın Efes'in reklamı vardı, "bira bu kapağın altındadır" diye...yanılmıyorsam mete sezer'di bunu söyleyen... ve işte ben daha küçücükken ailemle gittiğim bir restoranda onu görünce, "hiiiii! bira bu kapağın altında amca burda" diye çığırıp, koşturarak yanına uçmuştum... adamda bu yoğun sevgi gösterisi karşısında mecburen sevmişti beni... İşte bu da böyle bir anı... iyi bayramlar, sevdiğin insanlarla...

    YanıtlaSil
  2. hahaa :) benimde aynı dişim aynı şekilde ama diğer yöne bakan bir üçgen şeklinde kırılmıştı Nonii :) neyse o süt dişimdi sonra yeni çıkanda aynı şekilde kırıldı. kader :D

    YanıtlaSil
  3. beni nerdeyse havaalanina gazozla karsilamaya gelecekler..efsane gazozun tadi hicbirine benzemiyor..diger gazozlar limon aromali iken o meyvearomali..ve maalesef buradaki turk marketlerinde satilmiyor

    YanıtlaSil
  4. Ayyy allahim nasil da net hatirliyorum o gunu... hahaha... Gazoz ictigimiz gunleri de tabii... Ne guzeldi...
    Mavi sise favorim... gazoz bittikten sonra ne hos vazo olur cosmos ciceklerine... :)

    YanıtlaSil
  5. ahh o gazoz eve bir sürü alınıp depolanıyor ..beni gören kıtlık çıkacak sanır :)

    ne zaman onu içsem gözlerim dolar çocukluğuma giderim ...yıllardır aynı olayı büyük bir inatla tekrarlarım :)

    YanıtlaSil
  6. Senin gibi şirinlik kumkuması,esprili bir ruhla anlaşamayacak bir dünyalı düşünemiyorum.Çok öpüyorum..

    YanıtlaSil
  7. merhaba noniciğim, ben muzlu turta. vizyona gittim ;) bayramın kutlu olsun, babanın ellerinden öperim :p annene de sevgiler

    YanıtlaSil
  8. aynı dik açılı üçgen simetrik halde diğer dişte..idi..sınıfta, koşarken..aynen con vaynen :P espriyi de senin için bulup silkeleyip çıkardım kıymetini bil :P

    YanıtlaSil
  9. :D:D ben de elvan gazoza bayılırdım en sevdiğimdi elvan ama artık yok :(

    YanıtlaSil
  10. hhahaahaaa bu olayı bir kaç kez anlatmışttın ama yine de güldüm ve yine güldüm...şapşirik seniii
    özledim noni seni beni çok ihmal ettin, görüşelim lütfeenn!!!

    YanıtlaSil
  11. Ayy usteki yorum benden idi nermin :))

    YanıtlaSil
  12. uludağ gazozu sevmeyen mi var.... olsada içsem şimdi. bu arada hamurdan yaptıkların süper olmuş. ellerine sağlık

    YanıtlaSil

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...