23 Eylül 2009

BB = Bayram + Bienal

4 gün, 4 koca gün su gibi aktı geçti anneannemin cevizli baklavası, babaannemin zeytinyağlı dolması ve tatilin tadı damağımda kaldı ! Şehir bizi kapkara bulutlara teslim etse de biz şehri terketmedik ve bayramı geleneklerimize göre kutlamak istedik...
Biliyorsunuz ben ne zamandır kutu da kutuuu diye sayıklıyordum, sevgili Elçin bana Eminönü'nde harika bir yer önerdi ve öyle güzel tarif etti ki mağazayı elimle koymuş gibi buldum ancak 365 günün en olmayacak tarihinde tam Arife gününde Eminönü'ne gitme hatasında bulundum :) Vallahi o gün kalabalıktan ister istemez tanımadığım bir dolu insanla kucaklaşıp bayramlaştım :P Ama çektiğim tüm eziyete değdi doğrusu istediğim herşeyi mağazada buldum ve torbaya doldurdum, Elçin buradan sana tekrar sonsuz teşekkürlerimi yolluyorum!
Arife günü önce halka karıştım sonra modern sanatla buluştum, kısacası ufak çaplı bir kültür şoku yaşadım! Bienal'in B'sini anlayan varsa hodri meydan! Tanrım o nedir öyle?! Allahtan sadece Antrepo No.3'tekini gezdik, Tütün Deposu ve Feriköy Rum Okulu'ndakilere de baksaydık beynimizde kalan son hücreler de kesin oracıkta mefta olacaktı! Antreponun girişinde bizi Canan Şenol'un "Çeşme"si karşıladı, çeşme dediğim de yakın plan çekilmiş bir çift kadın memişi, kadının göğsünden ağır ağır damlayan süt ve arka fonda şıp şıp damlayan süt sesi! Bismillah ilk şoku yaşayarak başladık dolaşmaya...

Sütten sonra bir dilim ekmekle karşılaştık. Hans-Peter Feldmann'ın ortası yenmiş geriye kabuğu bırakılmış "Ekmek"ini yemin ederim ben biri yedi de orada bıraktı sandım (iyi ki 3 kere öpüp başıma koymamışım :P) meğer bu ekmek yaşamın ve emeğin aynı zamanda güvensizlik ve fakirliğin de simgesi olduğunu söylüyormuş bize! Nam June Paik'in 45 tane Time dergisine iliştirdiği Paik şunu yaptı, Paik bunu yaptı gibi saçma konuşma balonları...
Michel Journiac'ın "Sıradan Bir Kadının Hayatında 24 Saat" adlı sahnelenmiş fotoğraf döngüsü... Bu arada farkettiğiniz gibi sıradan kadın pek de sıradan değil!

Etcétera...'nın Hepimiz Eröristiz manifestosu...
 
"Ben bişi annamadım bu neööö" demeye çekindiğim için her şeye uzun uzun bakıp (aslında buna melül melül desek daha doğru olur!) hmmmm hmmmmm evettt gibi mırıltılar çıkartarak sergilediğim sanat eleştirmeni tavrım başıma giren ağrı ile yerini acil itirafa bıraktı, meğer sevgilim de benimle hemfikirmiş! En sonunda Bienal'den HİÇBİR ŞEY anlamadığımızı birbirimize itiraf ettik!

Ama bir kişinin hakkını yemek istemem! Rena Effendi'nin "Boş Hayaller: Boru Hattı Boyunca Yaşanan Hayatların Bir Tarihi" (2002-2007) isimli fotoğraf dizisini çok beğendim! Sanatçı Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattını izleyerek petrol endüstrisinin insanların yaşamı üstündeki etkisine odaklanmış, çekilen fotoğraflar gerçekten çok etkileyiciydi. Benim gibi fotoğraf çekmeyi sevenler; Rena Effendi'nin websayfasına bir göz atmanızı tavsiye ederim...
Modern sanatın özellikle de video enstalasyonlarının asla bize göre olmadığına karar verip Bienal'i terk ettik! Ama Bienal'de yeterince kaşınmamış olmalıyım ki hazır gelmişken bir de İstanbul Modern'de yer alan Sarkis'in "Site" sergisini gezelim dedim...

Site, sanatçının 1960’ların başında gerçekleştirdiği kâğıt üzerine guvaş çalışmalarından başlayarak, 1970’li yılların katran malzemeli karanlık enstalasyonlarına, 1980’li yılların kurum eleştirisi taşıyan düzenlemelerine, 1990’ların neon çalışmalarına ve farklı kültürleri bir araya getiren çalışmalarına kadar geniş bir yelpazeden oluşuyor. Uzun elbiseler, değişik görseller ve tuhaf sesler arasında dolaşırken kendimi bir rüyada gibi hissettim, o kadar etkilenmişim ki gece yattığımda kabus gördüm! Gerçekten kabus gördüm!

Son olarak paylaşmak istediğim bir tablo var... İstanbul Modern'e giderseniz sürekli sergi içerisinde yer alan Ramazan Bayrakoğlu'nun "Alexandra Maria Lara'nın Portresi"ne mutlaka bakın. Bence tek kelimeyle MUHTEŞEM! Tabloya uzaktan baktığınızda yağlı boya zannediyorsunuz ama yaklaştıkça tamamen kumaş parçalarından oluştuğunu anlıyorsunuz!
Sergileri dolaşmayı seviyorum, özellikle geçmişten günümüze gelen tablolara bakıp kimbilir hangi koşullar altında bu tabloya hayat verildi gibi düşüncelere dalmaktan keyif alıyorum. Ancak sanatçı ile izleyici arasında bir bağ kurmakta zorlanan eserler beni zorluyor, bunlardan pek haz alamıyorum, özellikle video sanatının kesinlikle bana hitap etmediğini düşünüyorum. Belki de sanata bakış açım bu noktada sığ kalıyor ve anlamakta güçlük çekiyorum, ben verilmek istenen mesaj nedir diye düşünürken belki bir başka bir kişi aynı çalışmaya sanat şaheseri gözüyle bakıyor olabilir... Sanattan alınan tat herkese göre değişir pek tabii... Ama şu kısa sanat etkinliğinden benim anladığım tek bir şey var ki Bienal'i ben uzun süre almiii !

11 yorum:

  1. yaşasın gitmemek için güzel bir nedenim oldu.gidip te hayal kırıklığına uğramak vardı

    YanıtlaSil
  2. canım mahçup ettin beni :)

    rica ederim ne demek...eğer işine yaradıysam ne mutlu bana :)

    sana mail attıktan aklıma geldi .keşke uyarsaydım arife günü gitmesin diye ama kısmette gitmek varmış o gün :)

    çok öpüyorum seni

    YanıtlaSil
  3. Kutucunun adresini ben de alabilir miyim??? :)))

    YanıtlaSil
  4. Eczahaneci hayal kırıklığının yanında başağrısından da kurtulmuş oldun!

    Elçin olsun ben hiç pişman değilim yoksa kutuları almam 1 hafta daha gecikecekti!

    Sndrfknella Elçin'in tarifini aynen yazıyorum çünkü bulması çok kolay :) Kurukahveci mehmet efendinin sokağından gir.o yolu devam et.solda nüans diye pasta malzemeleri satan bir yer var.onuda geç.hemen ilk sokaktan sola dön.hemen solda dükkan.

    YanıtlaSil
  5. ya görür görmez tüm bienal yorumlarını okumamak için kendimi zor tuttum canım! ben de gitmek istiyorum önceden herhangi bişi bilmek istemiyorum işlerle ilgili :) yalnız ilk koyduğun fotoğraf bende direk şunu çağrıştırdı: http://www.scienceofthetime.com/images/top15/cache/muji-420x525.jpg kenya hara'nın muji için yaptığı çalışma. erenköy'de de açtılar şimdi bir mağaza yakınıma geldiler :) çok sade ve çok güzelmiş senin de fotoğrafın, eline sağlık. gidip gelebilirsem sergilere daha ciddi yorumlar yapıcam :)

    YanıtlaSil
  6. Hİç benlik değil bu Bienal İSt Modern v.s.hatta şöyle düşünüyorum insanlar ile dalga geçildiğini sanat diye abuk subuk seyler koyup milletten para alınıyor...saçmalık bu ne ya ekmeğin kabuğu falan, ayyyyy hiç gidip zamanımı kaybedemem walla...
    Saçmalığın daniskası...
    Biraz sert mi oldu ne, olsun-varsın.
    Öpüyorum hayatım seniii

    YanıtlaSil
  7. coook alemsin nonicim...güldürdün yine beni:-)))

    iyi dinlen...

    cok optum,

    Kris

    YanıtlaSil
  8. Ben senelerce sanat okudum,bunun psikolojisi üzerine master yaptım ama hala bahsettiğin şeylerden haz alamıyorum...
    Nedenini masterımı yaparken çözmüştüm biz ne kadar inkar yoluna gitsek, kabul etmesek, gözardı etsek de hafif de olsa arabesk kültüründen etkilenerek büyüdük doğu-batı sentezide diyebilirsin...
    Hayatta daha göz kamaştırıcı şeyler olduğunu bilerek ve hayatın zor olduğunu görerek...
    bu da sanata bakışımıza yansır.
    Bence de çok sıkıcıydı Bienal hem de her seneki gibi!!!

    YanıtlaSil
  9. Bu arada ne kutusu,her gün okuyorum kaçırmışım bu kutu mevzusunu,leyla mıyım neyim???

    YanıtlaSil
  10. Bienallerde birsey anlamak zorunda degiliz aslinda, her sanat eserini de aciklamaya calismak hata galiba. O kadar farkli seyi gordukten sonra beyninde yeni bir pencere aciliyor, bazen bunun farkina variyorsun bazen de farkina varamiyorsun. Ama cok onyargili olma, bir bakmissin sevmeye baslamissin. Klasik muzigi ilk basta sevmemek de sonra tutkunu olmak gibi birsey bu...

    YanıtlaSil
  11. Çok teşekkürler :) Haftaya gidiyorum o zaman kutucuya. Benim de paketlemem gereken hediyelerim var :)) Senin kutular da çok şık olmuş bu arada ;)

    Sevgiler :)

    YanıtlaSil

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...