09 Mart 2010

Kendimle çelişiyor muyum?

Vogue'da en keyif aldığım kısım moda yazılarından çok Nil Karaibrahimgil'in Vogue Yüzleşme yazısı oldu... Yazdığı satırlarda kendimden çok şey buldum... Evet çok okuduk, çok dinledik; kendi ayaklarımızın üzerinde durmalıyız, güçlü olmalıyız, birinin gelip bizi tamamlamasını beklememeliyiz vesaire... Ama bir gün geliyor ve o gün tüm okuduklarımızı/öğrendiklerimizi bir kenara bırakıp sadece başımızı güvenle yaslayacağımız bir omuza ihtiyaç duyuyoruz öyle di mi?
Bundan iki buçuk yıl önce, dayımla Alla'nın bir kızı oldu. Aileye gelen ilk bebek. İsmini ben Peri koydum. Peri'nin gözümün önünde büyümesi, o mavi gözleriyle hayatı elma gibi ısırıp durması, neşeyle coşması beni büyüledi. Dünyadaki canlılığın magma tabakasına bakıyormuş gibi hissettim. Bir şeye moralim bozulsa, koşarak Peri'ye gidiyorum. Reset'liyor beni. Delete history, yes.
Tabii ki çok geçmeden, kendi perimin peşine de düşeceğim. Çocuksuz kariyerli bir kadın olmak istemem. Çocukla kariyer nereye kadar yapılır bilmem. Peri'nin annesi, tam iki buçuk yıldır, gözünü kırpmadan ona baktı, gördüm. Bu sayede, bu çocuğun yabancıdan korkusu olmaz, ilk kez gördüğü sakallı adamlar yanaklarını şişirirlerse, gider patlatır. Bakıcı tanımaz, kolay kolay surat asmaz, ağlamaz. Bu da beni düşündürüyor: Ben, bir çocuğa kendim dışında bir varlığa, bu kadar dikkat ve sevgi verebilir miyim? Azını versem, bir bakıcı kadına pay etsem, vicdanım sızlar mı? Bitmez bir suçluluk duygusu mudur sahi evlat sahibi olmak?
Otuz yaşıma kadar aklımda bunların hiçbiri yoktu. Hep yalnız olucaktım. Sevgililerim olucaktı. Benimle başedemeyeceklerdi. Çünkü ben bağımsız bir ruhtum. Şarkılar yazan, içine dalan, huzursuz gürültülü bir kadındım. Benim gibiler evlenmez, yüzüklerin efendilerine boyun eğmezdi. Oradan oraya taşınacaktım. Belki başka bir ülkeye. Nerede ilham varsa. Astroloğun söylediği gibi, "hayret hiç toprak elementin yok, kök salman zor" olandım ben. Havaydım, suydum, ateştim. Uçardım, yanardım, sönerdim.
Derken, otuzumda bir platoya vardım. Sanki yirmilerimde hep tırmanmışım. Tırmanmışım, tırmanmışım, buraya varmışım. Hani filmlerde olur ya, bir yere gelinir, nefes alınır. Öyle oldu. Çarkıfelek gibi, cevapları açıldı bir sürü sorunun. Harfler yandı, kutular dondu. Ben rahatladım. Kadın mı oldum, bir şey oldum. Paniğim geçti, atağım kaldı. Ne güzel yer burası dedim. İyice yerleştim oraya, birkaç yıldır buradayım. Saçlarımda rüzgar, elimde cevaplar, içimde barış, kalbimde aşk. Pazularım var ama sıkmayınca çıkmıyor. Hayalimde bir kadın vardı. Resimlerime bakıyorum da, gitgide ona benziyorum sanki. Bilmem size de oldu mu, oluyor mu, olucak mı... Sanki kayıp bir parçam vardı, onu buldum. Hani İngilizcede, kendi teninin içinde rahat etmek gibi bir deyim var, işte o oldu.
Dünyanın haline baktım, hayatın hızına şaştım. Hep yanımda yürümüş, ruhumun ikizi olarak kendini tanıtmış bir sevgili vardı. Onun nefesini duydum. Sanki hep vardı o. Bir inanışa göre, eski hayatlardan beri berabermişiz. Hiç şaşmam. Biz, yanyana bir yere doğru yürüyoruz hep. Yaptığımız bu. Birbirimize doğru döndüğümüzde, fırtınalar kopardı eskiden. Şimdi o da geçti. Kalabildiği kadar benimle kalsın, sevebildiğim kadar çok seveyim, çocuklarımın babası olsun istiyorum. Yeni bir çağ başladı. Korkmadan "evet" deme çağı.
Hala kendimle yeterince yüzleşmediğimi, çeliştiğimi düşünenler varsa aranızda, onlara da evet der, Walt Whitman'dan bir alıntıyla selamlarım.
Kendimle çelişiyor muyum?
Ne güzel kendimle çelişiyorum.
Çok genişim demek ki, içimde herşeyden var.
Nil Karaibrahimgil
Vogue Türkiye - Mart 2010 sayısı

19 yorum:

  1. can yücel in çok sevdiğim bir şiiri var...
    ***********************************
    Yalnızlığa dayanırım da,
    birbaşınalığa asla.
    Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.
    Bir dost göz arayışıyla.
    Saat tıkırtısıyla...
    Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,
    Ama;
    'Günün aydın,
    akşamın iyi olsun'diyen
    biri olmalı
    bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa
    kulağımda.
    Yoksa,
    Zor degil,hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,
    bir başına yudumlamak doyasıya,
    Ama:
    'Çaya kaç şeker alırsın?'
    Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

    YanıtlaSil
  2. uykudan uyandım, tek gözüm kapalı okudum yazıyı yattıgım yerden.. ne güzel anlatmış hakikaten.. 30uma geldiğimde öyle mi olucam acaba diye düşünerek uyumaya dvam edicem sanırım :))

    YanıtlaSil
  3. bu kadın biliyo gerçekten duyguların nasıl ifade edilmesi gerektiğini...

    YanıtlaSil
  4. bu yazı benı de çok etkiledı. brı ınsan kendını ancak bu kadar guzel tanır ve bu kadar duru bırşekiled anlatabılır.
    bellı bırr yastan sonra hayat bızden ıssırıklar alırken bır prensın bızımle bırlıkte mucadele etmesı fena olmuyor.

    YanıtlaSil
  5. ..Sahi ya dedirtiyor insana (en azından bana) yalnız yaşadığımız bugünde içten içe farklı kelimelerle aynı kapıya çıkan cümleleri düşünsekte...yola devam edebilmek ,içimizde ki topraksız köksalmış o güvensizlik ve acaba lar ...adımlarımızı temkinli atmaya ,hayalerimizi ipte asılı kalmaya yönlendiriyor ...hangi kadın istemez gözü gibi bakacağı hayatını adayacağı içinde taşıyıp üzerine titreyeceği mis kokakan bebeğini büyütmeyi..umarım korkmadan evet diyeceğimiz her kararımızın doğruluğu daim olur demekten başka yapıla bilecek birşey yok..çünkü hayat biz ne kadar plan yapsakta ,kendi planıyla işliyor..paylaşım harika teşekkürler nonişimm

    YanıtlaSil
  6. çok güzel anlatmış dugularını..
    çocuklar gülsün diye projesi için yaptığı şarkıyı dinledim çok başka bir kadın ve çok başarılı...

    YanıtlaSil
  7. İnsanın doğasında yok yanlızlık. Herkes eninde sonunda başını koyacak bir omuz buluyor mutlaka.
    Çocuk konusuna gelince anne olunca anlarsın gibi klasik bir lafın ne kadar doğru olduğunu görecek ve yaşayacaksın. Çocuğunu kucağına aldığın gün bundan sonra yanlız yaşayamayacağını anlayacaksın sanki bu yaşına kadar tek başına yaşamamış gibi... bilmiyor gibi...

    YanıtlaSil
  8. Yazıda bir kadının 30 lardan sonra ne istediğini gerçekten çok güzel ifade etmiş...
    Walla bu da yeni bir trend sanırım 30 yaş, 35, 40 yaş kadınların ifade iletimi trendi..
    En azından kadınların artık ne istediğini bilmesi güzell bir şey ilerleme var var var...
    mucuxxx

    YanıtlaSil
  9. Elçin bu şiiri ben de çok severim, paylaşım için teşekkürler canım!

    cicibebe ahhh ahhhh 20'lerin tadını çıkartmaya bak ;)

    Pinosh sana katılıyorum ;)

    zeynep evet haklısın, hiç fena olmuyor doğrusu :)

    nur rica ederim canım, evet plan yapmak anlamsız ama ben hayallerimizin sadece ipte asılı kalmadığını, gerçekleştiğini hayal ediyorum :)

    sinem bu şarkıyı hiç dinlemedim, bak merak ettim şimdi!

    tosbağalar ben tüm bu söylenenleri yaşamaya ve anlamaya dünden hazırım :)

    2-chic kızı bence bu bir trend değil, kadınlar ne istediklerini her zaman bilir ama günümüzde artık bunu daha sesli bir şekilde dile getirir olduk ;)

    YanıtlaSil
  10. Nil Karaibrahimgil'i çok severim, begenirim ve dinlerim. Duygularını cok güzel dile getirmiş. Yalnız Sertab Erener in kardeşiyle 10 yıldır bir ilişkisi vardı ve 10 yıl sonra ancak evlenebildi. Sadece "çocuk yapmak" için evlenmiş gibi gözüküyor. Umarım ilerde; "Çocuk yaptıktan sonra boşananlar" grubuna girmez!

    YanıtlaSil
  11. Caniiim paylastigin icin cok tesekkurler bu guzel yaziyi! Cok begendim bir yerlerime dokundu benim de ;)

    YanıtlaSil
  12. bayıldım ben bu yazıya.henüz 25imdeyim ama bu evredeyim. :) cok tesekkurler bunu bana okuma sansı verdiğin için noniciğim

    YanıtlaSil
  13. cok güzel bir yazi..paylasim icin tesekkürler Nonim..

    YanıtlaSil
  14. yazıya bayıldım insan böyle şeyler okuyunca diyorki 'sadece bana has değil yaşadıklarım'.ama şu başlı başına bir gerçekki çocuk şu dünyadaki en değerli varlık...iyiki bir anneyim ve iyiki yanlız değilim :)paylaşım için sağol görüşmek üzere :)

    YanıtlaSil
  15. noni selam
    yazının sonundaki nil karaibrahimgil yazısını okuyana kadar bu yazının içeriğinin senin duyguların olduğunu ve yakında yeni güzel haberler alacağımızı zannettim.
    Gene de biz güzel haberler bekliyoruz.
    Hayırlısı ile...
    gül saim

    YanıtlaSil
  16. Rica ederim kızlar, ben de keyifle okudum ve sizlerle paylaşmadan edemedim :)

    Ben de cevaplarımla, içimde aşkla o platoya vardım sonunda ;)

    YanıtlaSil
  17. Nazannesi10/3/10 14:13

    'Walt Whitman' görünce üniversite yıllarıma gittim haliyle, en çok okuduğumuz, çevirdiğimiz, yorumladığımız, muazzam insan..
    Şimdi bakıyorum, zor da zor dediğim satırlardan daha zoru varmış, buymuş..
    Çık işin içinden çıkabilirsen..
    Çelişik Ben ;)

    YanıtlaSil
  18. Bu yorumları blog adresiyle beraber Nil'e ileteceğim.Eminim ki çok sevinecek,gözleri parıl parıl bakacak,mahçup kelimelerle dolu dolu cümleler kuracak :)Nil'e büyüdüm diyebilirim.Her aşamasına az buçuk tanığım.Ve Ona bakınca kendimi hep daha çok merak ediyorum.
    Bende onun tabiriyle daha tırmanma aşamasındayım,20mimdeyim:Hep sorular,şaşırmalar,kaçıp geri dönmeler...30'uma geldiğimde acaba kafamdaki belli çizgilerin cevabı olacak mı? meraktayım.Ya da çizgileri aşabilecekmiyim?Aşıp yeniden kendime varabilecekmiyim?Neyse yaşayalım bakalım:Cesaretle,sabırla,kararlılıkla,korkusuzca,inatçı ve inançla.Nil’de hiç eksik olmasın kalbimden ve yanımdan keza daha 30’uma gelince 43’ündeki Nil’le konuşacaklarım var.

    YanıtlaSil

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...