18 Aralık 2010

Pavyon

Bu hafta bir değil birden fazla pavyona ayak bastım! Aaaa çok fesatsınız canım! Pavyon demişken bir kurumun bahçe içindeki yapılarından her birinden bahsediyorum, geceleri geç vakte kadar açık içkili eğlence yerinden değil, bakınız TDK websitesi lütfen, cık cık cık :)
(Mini not; üstümde Miso dışında tüylü birşey görürseniz bilin ki sunidir, gerçek kürke karşıyım...)
Sevinç Abla bu hafta bana "VDNH'a gidiyoruz sen de gelmek ister misin" dediğinde hiç tereddüt etmeden teklifini kabul ettim. Ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum ama  her bir köşesinde enteresan detaylar saklı olan bu şehirde mutlaka fotoğraflayacağım birşeyler bulacağıma emindim. Portakal hattaki VDNKh durağında indik ve ellerinde bir demet buğday taşıyan altın kaplamalı iki Sovyet gencinden oluşan zafer takına doğru yürümeye başladık...
Büyük fuar alanına girince sağ tarafımızda bizi Moskova'nın en büyük dönme dolaplarından biri karşıladı... Şimdi değil ama ilkbaharda kesinlikle bu dönme dolaba çıkıp şehri tepeden fotoğraflamak istiyorum!
İşte ilk pavyonlardan biri göründü bile... Ne kadar etkileyici duruyor di mi? Ama bu kadar etkileyici binanın içine girdiğimizde gördüğüm manzara beni inanılmaz hayal kırıklığına uğrattı, içerdeki mağazaların köhneliği yüzünden bir tur atıp hemen çıktım...
VDNKh sergi merkezi veya şu anki adıyla Bütün Rusya Sergi Merkezi hakkında internette araştırma yaparken en detaylı bilgiye bir gezi sitesinde ulaşmıştım. Ne yazık ki bu sitedeki yazı olduğu gibi arkadaşım Seden'in kaleminden çıkan bir yazıymış ama hiçbir isim ve kaynak belirtmeden kendileri yazmış gibi yayınlamışlar! Ben burada yazıyı ve linki gayr-i ihtiyari paylaşınca arkadaşım durumu farketmiş. Sadece bu da değil, Moskova ile ilgili yazdığı tüm yazıları sitelerinde hiçbir kaynak göstermeden izinsiz kullanmışlar! Bu yapılanı kesinlikle emek hırsızlığı olarak görüyorum ve yazar/kaynak belirtmeden bir yazıyı izinsiz alıp yayınlayan tüm siteleri kınıyorum!
 Şimdi arkadaşımın kaleminden çıkan VDNKh ile ilgili enteresan bilgileri sizlere de aktarıyorum... Yazının detaylarına buradan ulaşabilirsiniz ;)

1935 yılında Moskova’nın kuzeyindeki caddeleri ve meydanlarıyla, tahta binalardan oluşan bir şehir inşa edildi. Bu sergi 1937 yılında açılacaktı ancak Stalin inşaat alanını ziyaret ettikten sonra bu pavyonları beğenmedi ve büyük gücün potansiyelini yansıtmadığını düşünerek kabul etmedi. Bu büyük projenin oluşmasını sağlayan mimarlar, halkın düşmanı ilan edildiler. Bunun üzerine, yeni planlar yapıldı. Hiçbir masraftan kaçınılmadı, serginin Sovyet insanı ve politik rakipler üzerinde unutulmaz bir iz bırakması için çalışıldı. Toplamda 250 tane, kimisi metal, kimisi mermer, kimisi beton pavyon yapılarak, diğer ahşap binaların arasına yerleştirildi. Meydanın çevresindeki pavyonlar Sovyet Cumhuriyetlerini ve ana bölgelerini temsil eder ve buna göre adlandırılmışlardır. Herbiri, kendine göre değişik dizayn ve dekora sahiptirler. 1990’ların ortasında bu pavyonların pek çoğu kapatılırken, bir kısmı da özel mağazalar haline getirilmiştir.
 Pavyonun önüne, büyük bir meydan ve meydana da “İnsanların Kardeşliği” çeşmesi yapıldı. Bu çeşme her biri Sovyet Birliği Cumhuriyetinin ulusal giysileri içinde olan 15 bronz kız heykeli ile dekore edildi.
Stalin heykeli hazır olduğunda, heykeltıraşlar, eskizini ne yapacaklarını bilemediler. Politik bir hareket gibi görünebilir diye heykeli yok da edemediler. Bunun üzerine, eskiz olarak hazırlanan Stalin Heykeli, dev boyuttaki aslının içine bir matruşka gibi yerleştirildi.
Biraz sizi çektiğim fotoğraflar ile baş başa bırakıyorum ;) 
Mağazalar açısından olmasa da mimari açıdan etkileyici bu sergi merkezini vakit kaybetmeden İsviçreli arkadaşım Elvira ile paylaştım ve ayrı bir tur da onunla gerçekleştirdim. Çin pavyonundan kendimize birer şapka aldık ve bu anı hemen ölümsüzleştirdik. Pembe şapkamla tam bir pavyon gülüne döndüm hii hii :)
Bakın pavyonların birinde ne buldum ben :) Türk markaları burada her yerde karşıma çıkıyor, tekstilimiz ile gurur duyuyorum gerçekten!
 VDNKh metro durağına geri dönerken titanyumdan yapılmış, 30 katlı bir bina yüksekliğinde, uzaya fırlatılmış bir roketi temsil eden bu dikilitaşın yanından geçtik. İçimden Özgül'ün bahsetmiş olduğu Uzay Müzesi sanırım bu olmalı diye geçirdim...
Ve Moskova'da bir gün daha sona erdi... Zamanın jet hızına yetişmeye çalışırken bir hafta daha bitti... Ama bu şehirde keşfedilecek şeyler daha bitmez! Hepinize jet hızıyla geçmeyen tadını aheste aheste çıkaracağınız harika bir hafta sonu diliyorum!

21 yorum:

  1. Kelebek sergisi de orada.2.pavilyondu sanırım..

    YanıtlaSil
  2. pembeee şapkalı nonimmm :)

    iyi hafta sonları canım benim

    YanıtlaSil
  3. Bellissimo reportage! Peccato non saper leggere! Buon Natale e Sereno Anno Nuovo! Ciao dall'italia, Cristina

    YanıtlaSil
  4. Gezdik, gördük, öğrendik..
    Harika bir post olmuş bu!
    Yalnız, karları görünce içim burkuldu :( Buraya da gelsin lapa lapa yumuşacık karlar!

    YanıtlaSil
  5. fotograflar çok güzel :) pembiş şapkan çok yakışmış güle güle kullan Noni :))
    sana güzel bir hafta sonu diliyorum sevgiler :))

    YanıtlaSil
  6. Fotoğraflar çok güzel yine, izlerken üşüdüm :) Yeni şapkanda çok yakışmış.

    YanıtlaSil
  7. şapkana bayıldım hala şapka istiyormusun çok güzel yerlere gidiyorsun bitanem senin için çok mutluyum gez gez

    YanıtlaSil
  8. Haydinsim; aaaa annemin de çok ilgisini çeker bu sergi ;) peki buzul çağına ait bir sergi vardı onu gördün mü gezmeye değer mi?

    Elçinim; sana da canım benim, mail attım şimdi sana!!!

    Cristina; ciao! buon natale ;)

    Beyaz Büyü; amanin emin misin bunu istediğine?! ben ilk aydan pes ettim yazı özledimmmm!

    Burcu; teşekkürler canım sana da iyi haftasonları ;)

    Zeynep; çok teşekkürler canım ahhh soğukları hiç açma hiçççç :)

    Canım annemmm; ama ben senin gözü hiç doymayan hep isteyen açgözlü minnak kızınım, bu sebeple ördüğün bereden de istiyorum kihh kihhh :)

    YanıtlaSil
  9. Süper resimler, ne hoş bere o öyle... Soğuklarda sıcacık olmuş... :)

    YanıtlaSil
  10. Kiraz Çekirdeği; çok teşekkürler canım ;)

    YanıtlaSil
  11. İlgimi çekmedi Nonicim ondan gitmedim..

    YanıtlaSil
  12. Çok ilginç :/ http://tarcinmoscow.blogspot.com/2007/09/btn-rusya-sergi-merkezi.html

    Vdnh en sevdiğim yerlerden birisidir Noni... yukarıdaki yazımı oku bakalım bir de sen yorumla durumu :/

    YanıtlaSil
  13. Haydinsim; kelebek sergisi hala varsa ben de ona bir bakarım ;)

    tarçınım; pesss diyorum resmen senin yazını olduğu gibi alıp kullanmışlar!!!

    YanıtlaSil
  14. Nonim düzeltmen için çok teşekkürler ;) Ben sitenin boğazına çöktüm bugün, kaldırttım yazılarımı.

    Bu arada Buzul Çağı sergisine ben çocuklarla gitmiştim. Çok büyük birşey bekleme ama bence güzeldi.Hoş bir panoramik olay yaratmışlar içerde.

    Bir de o çin pavyonunun dik bir yokuştan girişi vardır üst katta. hah o yokuşu ben oğluma 7 aylık hamileyken buzda çıkardım. manyak mıymışım neyim. şimdi düşününce kızıyorum kendime :)

    YanıtlaSil
  15. tarçınım; ohhh şükür en azından yazılarını kaldırmışlar,vallahi ben bile çökebilirdim tepelerine, ayıp denen birşey var!!!
    Buzul çağı sergisini gezmekten vazgeçtim sanırım :) Ama o tepeleri nasıl çıkabildin sen??? ben burda düz yolda kayıyorum hii hii :)

    YanıtlaSil
  16. Sevgili Noni;
    Gerçekten doğru tahmin etmişsin.Tam da bahsettiğim yer. Uzay Müzesi tam o heykel binanın altında,yani yerin altında ve çok muhteşem. Dikilitaşın çevresi de etkileyici.
    Peki neden hala Puşkin Müzesi'ne
    gitmedin? Orayı da çok seviyorum ve senin güzel fotoğraflarını dört gözle bekliyorum. Troya hazineleri, Mısır mumyaları, antik Mısır takıları ve Michelangelo heykelleri ve daha neler..
    Sevgilerle..
    Özgül

    YanıtlaSil
  17. Özgülcüm; aaaa mutlaka gezmeli o zaman! ben çok eskiden gitmiştim Puşkin müzesine bu yüzden şimdi ağırdan alıyorum, daha çok görmediğim yerlere öncelik veriyorum ama oraya da yine en kısa zamanda mutlaka gidicem söz ;)

    YanıtlaSil
  18. Sevgili Noni;
    Böyle taksit taksit oluyor ama senin bilgiye veya yeni şeylere ilgin olduğunu tahmin ettiğimden dolayı Puşkin Müzesi'ndeki Truva hazineleri hakkında kısa bir anektod anlatmak istiyorum.
    Bilindiği üzere cumhuriyetten önce Çanakkale'de kazı çalışmaları yapan ve Truva antik kentini keşfeden Alman arkeleolog Schliemann, hazineleri Yunanistan Üzerinden Almanya'ya kaçırıyor.Berlin Müzesi'nde sergileniyor ve tüm geri verin itirazlarına rağmen..
    2.Dünya Savaşı başlayınca Naziler tüm ülkedeki eserleri sandıklara dolduruyor ve yerin altına saklıyor.Savaş sonunda Rusya, Almanya'yı işgal ediyor.Doğu- Batı Almanya derken Almanlar yavaş yavaş yaşamlarına geri dönüyor ve sandıklar yerin altından çıkırılıyor ki Truva hazineleri kayıp, başka bir sürü şeylerle bereber.
    Almanya tüm dünyaya soruyor hatta Amerika'nın çaldığından şüpheleniyor ama hiç kimseden ses yok.Taaa ki 48 sene sonraya kadar.
    Komunizm yıkıldıktan sonra hepsi Puşkin Müzesi'nde ortaya çıkıyor. İşte onlar bizim ve orada sergileniyorlar. Allahtan iyi durumdalar..
    Sevgiler Özgül

    YanıtlaSil
  19. Özgülcüğüm; kesinlikle yeni bilgilere her zaman ilgiliyim ve bunları dinlemeye can atıyorum, anlattıklarını büyük bir şaşkınlıkla okudum, bu değerli bilgileri paylaştığın için çok teşekkürler, bu şehirle ilgili böyle enteresan anekdotların varsa lütfen paylaş bizlerle olur mu?

    YanıtlaSil
  20. Noniciğim; senin sunduğun samimiyetten dolayı sana böyle hitap etmek istiyorum.Bu sene mazeretsiz izin hakkımı elde etmiş olduğum için (devlet okulunda çalışan bir öğretmenim)iki sene süresince Moskova'ya eşimin yanına yerleşecek ve tekrar tekrar gezecek,"Many Artistic Buildings in Moscow" adlı bir fotoğraf albümü çalışması yapacak (hayalimi istersen kullanabilirsin) ve de belki seninle tanışabilecektik ama eşim artık Türkiye'deki şirkette..Ah ah diye iç geçirdim bak şimdi..
    Neyse diyor,Rusya'da geçirdiğim sürede öğrendiğim, biriktirdiğim şeyleri ara ara paylaşmaktan zevk duyacağımı belirtmek istiyorum.
    Sana çok teşekkür ediyorum.
    Golden Circle şehirlerinin incisi kabul edien Ugliç'e gitmeni tavsiye ediyorum ama bahar aylarında...Hatta yapabilirsen moskova'dan nehir turları da var. Doğa muhteşem etkileyici. Elişi pazarında olanlar Vernisaj'da bile yok.Oyuncak bebek müzesi var ve satın almak mümkün .Benim evimin en güzel köşesindeler aldığım bebekler..Bak belki sana uğur getirir alırsan sen de..
    Bu şehrin tarihi gizemli.Korkunç İvan'ın oğlu Dimitri, 1590lı yıllarda bu şehirde esrarengiz bir şekildeölmüş,boğazı kesilmiş bir şekilde bulunmuş ve şehir bir çok karışık dönem yaşamak kalmış.Bu şehirdekiliseler,sokaklar,Volga nehri,ülkenin en eski saat müzesi (fabrikası) gezilmeyedeğer.Elimizi kolumuzu sallaya sallaya içer girmiştik meğer hala üretim yapılıyormuş. Dimitri'nin mezarı Kremlin Sarayının bahçesindeki küçük bir şapelde ziyarete açık yanlış hatırlamıyorsam..))
    Sevgiler Özgül

    YanıtlaSil
  21. Aaaaa inanmıyorum! Yaaaa neden kanımın kaynadığı hatunlar Moskova'dan gitmiş oluyorlar yaa :(
    Fotoğraf albümü çalışması süper bir fikir doğrusu! Ben de TR'ye döndüğümde burada çektiğim fotoğrafların en güzellerinden bir sergi açmayı hayal ediyorum sonra çektiklerimin sergilenecek kadar özel olmadığına karar verip hayallerimi anında suya gömüyorum kihh kihhh :)
    Ugliç'i çok ama çok merak ettim, oyuncak müzesi bana yeter zaten başka birşeye gerek yok, bu baharda çok isterim beyimle oraları gezmeyi, inşallah fırsat buluruz ;) çok teşekkür ederim canım bunları paylaştığın için, şimdiden harika bir sene diliyorum!!!

    YanıtlaSil

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...