26 Şubat 2010

Aaaa başlık atmamışım :)

Helloooooo :) Bir cuma akşamı olduğu için bu kadar neşeli görünüyor olabilir miyim acaba :) 3 günlük izinden sonra perşembe işe başladım, tatilim bitti pöfffss diye üzülüp sonra bugün pazartesi değil perşembe sadece 2 gün iş var diye sevindirik oldum, ha haa haa bu ruh haliyle "ayın ezik elemanı" seçilebilirim bence :P Üstteki karikatüre gelince o sadece bir karikatür, konumuzla hiiiç alakası yok, lütfen hemen bir anlam yüklemeyiniz :)

İnsanın bazen böyle kısa molalara ihtiyacı oluyor... Aile birarada yapılan kahvaltılar, kahve keyifleri, anneannemin leziz lokmaları, candan bir dost ile yapılan tatlı sohbet hiç farketmeden bize bir enerji katıyor, içimizi ısıtıyor ve yaşamın tadının ufak lezzetlerde olduğunu bize hatırlatıyor...

Peki bu molada ben rahat durdum mu? Tabii ki hayır, kafamda sürekli yeni projeler yarattım. Ortaya DDD koleksiyonum çıktı yani Dantelin Düğmeyle Dansı...
Eski/yeni düğmeleri ve dantelleri bir araya getirerek yüzükler yaptım. Anneannemin eski düğmelerinden de ilham aldığımı itiraf etmeliyim ;) Detaylı incelemek isteyenler Noni's Store'a tıklayabilirler :)

Bu arada molam esnasında ilk toplu siparişimi de teslim ettim :) Küçük çaplı ama beni çok heyecanlandıran bir işti, altından kalkabildim çok şükür, umarım bebek magnetler eline alan herkesin yüzünde bir tebessüm oluşturur... Bu arada bana yeni bir müşteri kazandıran Merve'ciğime de teşekkürlerimi gönderiyorum buradan ;)
Hamur, resim, fotoğraf, yemek veya sevginizi sunma şekliniz... Bu hafta sonu her ne yapacaksanız bunu yaratıcılığınızı sonuna kadar kullanarak ve sevgiyle yapmanızı diliyorum :)

24 Şubat 2010

Muzır Neşriyat

Tatilimin son gününe girdim ühüüüü :( Yarın yine işbaşı yapıyorum. Gören de beni 40 günlük izin aldım zanneder, amma lafını ettim, ezik ben hii hii :) Tatilde bir çok hamur ortaya çıkartmayı düşünüyordum ama sırt ağrımla tüm hayallerim suya düştü. Yan gelip yatmalarım esnasında ortaya sadece yatağına uzanmış keyifle Playcat okuyan Pissi Muzır Neşriyat çıktı :) Bunu da sanırım biraz çocukluğumdan ilham alarak yaptım! Eskiden teyzemlerin aldığı Elele dergileri vardı, şimdiki Cosmopolitan gibiydi, bu derginin tam orta yerinde renkli saman kağıtlarına basılmış bir cinsellik eki yer alıyordu, hala dün gibi hatırlıyorum ön kapağında ademle havva çizimi yer alıyordu, ne zaman anneannemlere gitsem dergiyi elime alır ve gizli gizli o ekine bakardım, hey gidi günler hey :) İçinizde bu dergiyi hatırlayan var mı? Yoksa 80'li yıllarda muzır neşriyat okuyan tek velet ben miydim :P

22 Şubat 2010

Pişşşşt

İzindeyim diye kayboldum sanmayın sakın!
Gözüm üstünüzde ona göre!!!

19 Şubat 2010

Ohhhhh değmeyin keyfime (3 gün sadece!)

Herşeye yetişmeye çalışırken o kadar yoruldum ki... Artık beynim ambale oldu :P Ms. Bean olma yolunda ilerliyordum valla! Artık ne okuduğumu anlar oldum ne bana aktarılanları! 3 gün izin aldım patronumdan, sadece 3 gün mü demeyin sakın bu tatil bana 3 hafta gibi gelecek :) Planlarıma gelince: hiçbirşey yapmamak! Evet bu tatilde yan gelip yatmaktan başka bir şey yapmayı kesinlikle düşünmüyorum! Ev hatunlarına imrenerek bakardım, ben de bu 3 gün boyunca aheste aheste yatağımdan kalkıp elimde kahvem TV zaplayıp keyif çatacağım, sevgilime güzel mamalar yapacağım (en azından deneyeceğim), hamurlarımla oynayacağım, kedilerimi mıncıklayacağım, annemle sinema keyfi yapacağım. Görünürde basit gibi görünen bu anlara benim gibi hasret kalan kaç yavri var acaba hii hii :) Hazır tatilden konuya girmişken hepinize harika bir hafta sonu diliyorum!!! Bana şimdi birazcık müsaade ;)

17 Şubat 2010

Vee karşınızda: Pissi !

Sanırım hamuru bu kadar çok sevmemin altında insanın yaratıcılığını tetikleyen ve hayal gücünü zorlayan bir uğraş olması yatıyor... Herşeyi yapabilirsiniz, sınır yok. Bu durumun beni çok eğlendirdiğini itiraf etmeliyim! Elimin altında defterim aklıma gelen herşeyi yazıyorum, çiziyorum. Bu çizimler esnasında (kedileri de çok sevdiğimden) neden komik bir kedi karakteri yaratmadığım aklıma geldi... Ve bu fikirle ortaya Pissi çıktı :) Kedileri pisi pisi diye çağırmamızla isminin kesinlikle bir alakası yok! "Pis" kısmı yaramazlığından geliyor, biraz da pislik bir şey kendisi! Yukarıda gördüğünüz gibi Pissi trafikte, Pissi tuvalette gibi Pissi'nin daha çok maceraları olacak ;)

Çanlar kimin için çalıyor?

Günaydınnnnn!!!! Bir haftadır inanılmaz bir yoğunluk yaşıyorum, işlerim, bir yandan gelen hamur siparişlerim, öte yandan sevgilimi de ihmal etmek istememem (yakında baktığı her yeri hamur şeklinde görecek nerdeyse :P) derken zaman nasıl geçti anlamadım bile! Sevgililer Günü Pazar günüydü ama ben Perşembe'den beri sevgi böcüğü şeklinde geziyorum. Perşembe akşam prensesim ve Kristinim ile buluştuk. Bağdat Caddesi'nde Chinese & Sushi Express açılmış, orayı deneyelim dedik, mekan küçük ama yemekleri güzeldi, havalandırma işini de hallettiler mi tamamdır ;) Evet sıra geldi sevgi böcüğü olarak dolaşma sebeplerime:

Tanyacığım, prensesim ve 2-Chic hatunum bana çoook cici küpeler hediye ettiler. Hepsi birbirinden güzel, çok şımardım çoook :) Kızzzlar hepinize çoook teşekkür ederim, kocaman öpücüklerimi gönderiyorum teker teker hepinize!!!
Cuma akşamı Cihangir White Mill'de Gofretimin artık yaşlı bir hatun olmasını kutladık heee hee :) 30'dan sonra artık bunu kutlama değil bir anma törenine çevirmek gerekiyor bence. Genç yaşınızı nasıl bilirdiniz? Çoook diri bilirdim çooook! gibi mesela :P
Doğumgünü vesile oldu, Gofretimin iş transferinden beri artık eskisi gibi görüşemez olmuştuk, bu vesileyle hasret giderdik... Biraz narlı şampanya, azcık bira, çokça dedikoduyla geceyi noktaladık :)

Cumartesi günü ise canım arkadaşım Nazannesi'nin papatyası için düzenlediği doğumgünü partisine katıldım.
Nazannesi beni gitmeden uyardı, partide çok fazla çocuk olacak, kendini hazırlasan iyi edersin anne olma ile ilgili fikrin değişebilir dedi :)

Tik tak tik tak! Biz hatunlarda işleyen bir saat vardı di mi, anne olma zamanının geldiğini söylüyordu o saat. Eğer gerçekten böyle bir saat varsa o zaman bende alarm değil çanlar çalıyor çanlar!!! O gün doğumgününde etrafımda bir sürü minik cadı dolaşırken anladım ki artık ben de anne olmak istiyorum, kızımı minik bir noniye çevirmek, oğlumun mıncırağını açıp böbürlenerek herkese göstermek, çocuğum iştahla kapuska yediği için sevinmek istiyorum! Dur ben bu konuyu bir de sevgilime çıtlatıyım :)

Sevgililer Günü tabii ki bunu çıtlatmak için doğru bir zaman değildi :) Sevgilimin yediği yemeklerin boğazına dizilmesini istemedim, kıyamadım ona :) Bu yüzden sadece yemek yedik, hem de ne yemek, çanları konuşamadık ama vücudumuzu çan eğrisine döndürüverdik!

Blog sayesinde tanıştığım çok cici kızlar var, sizden eksik olmasınlar! (bu lafta bana nedense çok samimiyetsiz gelir, söze senden iyi olmasın diye başlayan birini ee tabii olmasın çünkü en iyisi benim hıh diye bozmak gelir içimden...) Neyse konuyu dağıtmıyım... Sevgili Derya bana Kuzguncuk'ta Kosinitza diye bir restauranttan bahsetmişti, Kuzguncuk'a hiç gitmedim, eğer gitmiş olsaydım bile ara bir sokakta yer alan bu küçük şirin restaurantı hiç farketmeyecektim... Kuzguncuk’un eski adını taşıyan Kosinitza'da menü deniz mahsülleri ağırlıklı, bu benim gibi hayatını bundan sonra bir pesketeryan olarak devam ettirecek biri için neler ifade ediyor size anlatamam! En azından yan masanızda kuzu şiş yiyen birini görmek durumunda kalmıyorsunuz! Lezzetli yemekleri ve içimi hoş yerel şarapları ile çok keyifli bir yemek oldu bizim için... Deryacım tavsiyen için tekrar çok teşekkür ediyorum :)
Yemeğimiz bittikten sonra bu sakin semti biz de rahatsız etmemek istercesine yavaş adımlarla terkettik... Bugün çarşamba olmuş bile, inanamıyorum nerdeyse Şubat ayını da bitiriyoruz, tarihle ilgili neden bu kadar parmak hesabı yaptığıma gelince; çanlar diyorum size çanlaaarrrrrrrrrrrrrrrrrr !!!!!!!!!!!!!!!!!!

13 Şubat 2010

Bugün...

Kimimiz tadını doyasıya çıkartacak...

Kimimiz birçok deneme yapacak...
Kimimiz hayal kırıklığına uğrayacak...

Kimimiz fallardan medet umacak...
Kimimiz içkiyle avunacak...
Kimimiz romantik takılacak...
Kimimiz işi yaramazlığa vuracak...


Siz bugünü nasıl kutlayacaksınız bilmiyorum. Ama ne yaparsanız yapın unutmayın:
SEVGİ İÇİMİZDEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE :)
SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

11 Şubat 2010

Leylek (+18)

Hayatta herşey cicili bicili olamaz öyle di mi ?
İnsan bazen muzur olmak isteyebilir :)
Yoksa siz leyleklerin mi sizi getirdiğine inanıyordunuz hii hii :)

10 Şubat 2010

Noni bugün bi havalarda!

20 Nisan 2009'da Followers listem 100 kişiyi bulunca sevindirik halde şu yazımı yazmıştım.
Tarih 10 Şubat 2010
Followers listem 400'ü geçti.
Vay anasını sayın seyirciler demek istiyorum :)
Lütfen izin verin bugün gönlümce şımarıyım! Sanki 70 milyon seyirci şu anda beni izliyor gibi bir havaya giriyim! Kendimi dev bir sahnede karşımda sevenlerim Noni, Noni diye tezahürat yaparlarken hayal ediyim :P Lütfen bunu bana çok görmeyin :)

Beni izleyen herkese kocaman teşekkürler!

08 Şubat 2010

Eminönü oldu evin önü!

İyi haftalaaarrrr! Haftaya umarım güzel bir giriş yapmışsınızdır. Ben bu haftasonunda postu hazırlamaya utandım! Neden mi :) Başlık yeterince herşeyi açıklıyor sanırım! Cosmopolitan'ın yıllardır bıkmadan uyguladığı testler vardır hani "Size gerçekten aşık mı?" veya "Bay Doğru ne kadar doğru?" gibi... Bence bu testlerin hepsini çöpe atın kızlar size bu işin sihirli formulünü veriyorum, sevgilinizi veya sevgili adayınızı yanınıza alın bir gün (özellikle arife günü veya cumartesi gibi olabilecek en kalabalık günü seçmelisiniz!) Eminönü'nün en civcivli noktasına koyun eğer sevgiliniz sabırla yanınızda duruyorsa tebrikler mükemmel erkeğinizi buldunuz demektir, yok tabanları yağlayıp kaçıyorsa o zaman bay yanlışa güle güle :)
Ben bu hamur işine nerden nasıl bulaştım bilmiyorum ama bay doğrumun akıl sağlığı için bir süre eminönü gezilerimize nokta koyuyorum :) Artık tüm malzemelerimi temin ettim, eksiğim gediğim kalmadı (yani umuyorum kalmamıştır!) Taç için bir sürü malzemeler aldım, bitince Pasaj'a ilave edeceğim... Daha önceden alışveriş yaptığım mağazanın aslında Pinkiminki'nin mağazası olduğunu öğrenince de şok oldum, dünya ne kadar küçük dedim! Bu arada Pinkicim sende Mevlana sabrı olmalı! 10 kadının aynı anda mağazaya girip gulugulu diyen hindiler gibi bitmeyen sorularına sabırla cevap verdin ya vallahi bravo!

 Son günlerde ev halleri...
 
Şşşşş! Yaramazlık yapana cısss yaparım ona göre!
 
 Tokaların yeşil gözlü ilham pisisi aşağıda:
 
 Patilerini böyle altına toplayıp oturdukça daha bir ezik duruyor aptim :)
Bu da annişimin hediyesi, cüzdan gibi duruyor ama aslında o bir ped kesesi* :) Çantamın içinde olmadık şeylere yapışıp olmadık zamanlarda beni utandıran pedler artık tarihe gömüldünüz hii hii :)
* Annem ped kesesini Erenköy'deki perşembe günü kurulan pazardan almış ;)
Bay Doğru ve Noni'nin alışveriş halleri :)
Aaaa bay doğru demişken bu pazar için planlar yapıldı mı bakiyim???

05 Şubat 2010

Veee kazanan:

Eveeeet çekilişimi nihayet yaptım ve Şubat ayının sürpriz hamur talihlisi dünyalar tatlısı Tanya oldu!!! Bebiş şansı ile gelir derler, ben bunu Aliş'in şansına bağlıyorum ve sevgili Tanyamı kocaman öpüyorum, göbişini de seviyorum!!!!
Ta-taaammm işte Tanya'nın kazandığı hamur!!!

Öptüğü kurbağanın bir prense dönüşmesini umutla bekleyen prenses :) Ve karşısında gördüğü hilkat garibesi karşısında sonsuza dek böyle kalmayı göze alan kurbağa :) Aslında çoğunuz prenses diyerek doğru tahminde bulundunuz, hatta Kelebek, hlya, Nora, DeryaK, kusburnu, ~b kızzzlar sizi ayrıca tebrik etmek istiyorum çünkü yaptığınız kurbağa tahmini ile hedefi tam 12'den vurdunuz ;)
Hii hii hii eminim içimizde prens çıkması umuduyla kurbağa öpen prenseslerden çok vardır ;) Amaaa sloganımız neydi kısssslaaar:
Tek tacımı kendim aldım
Tek başıma kendim taktım
Girmesinler havaya!!!

Bir prensin gelmesini beklemeden biz kendi kendimizi taçlandıracak güçte olalım her zaman ama bu hayat kurbağasız da hiç çekilmiyor bunu da aklımızda bulundurmakta fayda var ;)

Tanya'mı tekrar tebrik ediyorum, hamuru ve tacını bugün yolluyorum ;) Hepinize katılımınız için çook teşekkür ediyorum. Mart ayının sürpriz hamurunda görüşmek dileğiyle!

Güzel haftasonlarııııı ;)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...