26 Temmuz 2010

Bu iş de tamam :)

İsterse dünyanın en pısırık hatunu olsun, her gelinin doğasında var bu, kendi düğünü söz konusu olunca aslan kesilir, bir havalara girer, her işi kendi halletmek ister... Damat ise garibim ne olduğunu anlamaz bile, bir traş bir papyon bir iki duble sonrası da uyuz olduğu kayınço ile sarmaş dolaş pistte halay çekerken bulur kendini hii hii :) Bizde neler yaşanacak çok yakında göreceğiz ;) Neyseki işlerimin büyük kısmını hallettim... Antika gelinliğimin içine astar dikildi. Oturma planı yapıldı. Pastamız seçildi, şarkısı bile belli oldu! DemirAres'in Annesi'ne önerisi için kocaman teşekkürlerimi gönderiyorum, gerçekten tam benlik bir şarkı :) Blog ne harika bir olay böyle, pasta şarkımın seçimi blog arkadaşımın sayesinde oldu, gerçekten çok seviyorum burayı ve sizleri !!!
Davetiyelerin büyük bir çoğunluğu dağıtıldı. Her ne kadar seçtiğimiz matbaa rahatlığı ile bizi bayağı üzse de neyseki elimize ulaştı. Zaten bu işlerde hep bir aksilik yaşanır öyle di mi? Bu da nazar boncuğu olsun artık (ay bayılırım bu lafa!)

Bu kadar koşturmadan sonra şimdi kendimi ödüllendirme zamanı diyorum ve yine ufak bir kaçamak için yollara dökülüyorum! Hepinize harika bir hafta diliyor, Berat kandilinizi de kutluyorum...

24 Temmuz 2010

Veeeeee kazanan...


Taşınma telaşı içinde tüm hamur malzemelerimi de Moskova'ya postalamışım dolayısıyla elimde olan kısıtlı malzemelerle bu mööcüğü ortaya çıkartabildim. Kimimiz lale, kimimiz gül, kimimiz gelincik, kimimiz papatya olmak istedik ama bir gerçek var ki bu çiçekleri koklayan, mideye indirip bir de geviş getiren bir mööcük hep olacak hii hii :)


Temmuz ayının talihlisi 48. sırada ortanca olmak istediğini söyleyen Miss Sensible oldu :) Kendisini tebrik ediyor, hepinize katılım için teşekkürlerimi sunuyor ve çok yakında Ağustos çekilişinde buluşmak dileğiyle diyorum :) İyi pazarlar kısssslaaaarrrrr!!!!

p.s. Miss Sensible paketini adresine gönderebilmem için iletişim bilgilerini bana maillersen çok sevinirim ;)

21 Temmuz 2010

Temmuz Ayının Sürpriz Hamur Çekilişi


Dağıldım... Son 1 aydır şu ayçiçeğinin sarıları gibi bölündüm birçok parçaya... Beynim sürekli bir şeyleri kontrol etmekle meşgul; şu işi hallettim mi - evet hallettim, bu kişiyi aradım mı - evet aradım, şunu yaptım mı - aaa onu yapmayı unutmuşum yarın mutlaka yapıyım... şeklinde uzayıp giden binbir soru vızıltıları dönmekte beynimde... Maillerime cevap yazamadım, hamurlarıma başlayamadım, o kadar ki kendime nikah şekeri olarak hamur yapmaktan bile vazgeçtim çünkü buna zaman bulamadım... Ne kadar soyut elle tutulamaz ama ne kadar değerli bir şey şu zaman! Bir de bu kısıtlı zamana sığdırmam gereken sevgiler var tabiii... Aaaa ben gittikçe mızmız huysuz bir cadıya mı dönüyorum ne?! Bu kadar şikayet yeter!!! Ayçiçeğinin çiçeklerine değil merkezinde yer alan keyfe odaklanalım biz öyle di mi ;)

Saroz'un ayçiçekleri arasında dolaşırken bu ayki sürpriz temam kesinlikle çiçek olmalı dedim! Sarı çiçekli cam yüzük ve çiçekli yeşil saç bantı Temmuz ayının paketinde yerini aldı... Bir de ufak bir hamur sürprizim var tabii ;)

Peki gelelim sorumuza; siz bir çiçek olsaydınız ne olurdunuz ve neden? Zaten biliyorsunuz ama yine de hatırlatıyım herkesin sadece bir yorumu yer alacak ve oylama random.org sitesi ile yapılacak ;) Hepinize katılım için şimdiden çoook teşekkürler :)

20 Temmuz 2010

Minişlere Yuva Aranıyor

Biri dişi diğeri erkek olan 2 aylık bu tatlı minişler tesadüfen bulunmuşlar, 3 kardeşlermiş ancak biri ne yazık ki yaşayamamış :( Ataşehir barınağı barınakta çok fazla köpek olduğundan kedilerin güvenliğini sağlayamayacağı için minişleri kabul etmemiş. Şimdi onlara birer yuva aranıyor... Yuvasını şenlendirmek, kendine tüylü bir dost edinmek isteyen kedisever arkadaşlarım ilgi gösterir belki bu masumcuklara... Şansları açık olsun!

*** Pisiciklerle ilgilenenler bu adrese mail atıp iletişime geçebilirler ***

18 Temmuz 2010

Rötar

Kızlarla buluşmamızın üstünden uzun bir zaman geçti, yüzümüzde bir iki çizgi daha belirdi (kızlar beni öldürecek biliyorum :P) ama yazı yayına daha yeni girdi. Son günlerde zaman koşuyor biz de onu arkadan kovalamakla meşgulüz, rötarımızın tek nedeni budur efenim!

Bulduğumuz ilk fırsatta özlem gidermek üzere geldik bir araya :) Bu kısacık zaman diliminde neler birikmiş neler, hepsinin tek tek ifadesini aldım bir güzel! Vapiano klasik buluşma mekanımız oldu artık... Önce Mikanos dedikoduları alındı ;) Sonra kahve keyfi yapıldı :) Bana da bu anın tadını çıkartmak kaldı...

Şimdi Saroz'da bıdıklarımla kısa bir kaçamak yapmaktayım, pek yakında Temmuz ayının sürpriz çekilişi ile karşınızdayım :)

12 Temmuz 2010

Ben bu haftasonunda...


Prenseslerimin pasta yapalım mı Nonicim teklifine hayır diyemedim elbette :)

Başladık pasta yapmaya...
 
Krema tamam, kek fırında...
Kızlarımız pek bir hamarat, kekimiz fırında pişerken boş boş oturmak istemediler :)

İndik parka, kuşların karınlarını doyurmaya...

Kek de hazır olunca başladık süsleme kısmına...

Veee pastamız hazır :)
Üstündeki solucanlara rağmen yediğim en harika pastaydı dersem bana inanırsınız di mi? Onların minik ellerinden çıkan herşey inanılmaz tatlı ;)

11 Temmuz 2010

Ding Dong

Geldiiik, buradayız!!!! İstanbul'da, tüm aile bir arada, mutluluk ibremiz maksimumda ;) Canım annemle babamın başı havaalanı trafiğinden biraz dönse de herkes bu kargaşadan oldukça memnun... Skype üzerinden hasret gidermeye çalıştığım canım yeğenlerim ve ablamı şimdi doya doya öperek en tatlı anları yaşamaktayım :) 1 haftadır blogumda in cin top oynamasının nedeni de işte bu öpücük yağmurlarıydı ;)

Özledim demek için henüz çok erken... Topu topu 2 hafta ayrı kaldım İstanbul'dan... Boğaz mest eder, trafik deli, her zaman söylerim bizim bu şehirle aramızdaki biraz aşk biraz nefret ilişkisi!

Düğünümüze 1 ay kaldı, hazırlıklara devam...

Sevdiklerimizin bir arada olduğu sade bir kutlamayı tercih ettiğimiz için rahatız, umarım bu rahatlık o günde de devam eder :P

Öpücükler ve düğün hazırlıkları dışında bir de taşınma işlerimiz vardı, eşyalar ayıklandı, kutular yapıldı, Moskova'daki evimize doğru yola çıktı...

O evin içinde bir kara böcek yaşayacağı için onunla ilgili hazırlıklar da devam etmekte tabii...

Tüm bu koşturma devam ederken dinlenmeyi de unutmamak lazım ;)

05 Temmuz 2010

Bu post okunduktan sonra kendi kendini imha edecektir :P

Bugünkü görevin Noni eğer kabul edersen, Moskova'dan İstanbul'a uçarak iki prenses ve annelerini bulup onlarla doyasıya kucaklaşmak :) Eveeettt bizim Moskova'da biraz da balayı şeklinde geçen 2 haftamız bitti bile, şimdi sırada uzun süredir özlemle beklediğim canım ablam ve yeğenlerimle hasret gidermek canım ailem ve tüm sevdiklerimle vakit geçirmek, düğün dernek hazırlıklarıyla uğraşmak, Gofretim, civcivim, Evom, prensesim, Tülayım ve diğer kızlarla kaynatmak, Tanyamın prensi ile tanışmak ve deee İstanbul'un tadını çıkartmak var :)

Ay bi dakka az kalsın birini unutuyordum!!! Bir de oğlum Miso var tabiii!!! Onun hazırlıklarına da başlamam gerekiyor. Sizce Miso bu tiple Moskova'ya giriş yapabilir mi ne dersiniz :)

Hepinize harika bir hafta diliyorum, İstanbul'da görüşmek üzereeeeee :)

04 Temmuz 2010

Tekne Gezisi

Dün şirketin düzenlediği tekne gezisine biz de davetliydik. Aslında bu sadece şirket çalışanları arasında düzenlenen bir geziydi ama ben burada yabancı gelin muamelesi gördüğüm için araya kaynak yaptım :) Öğleden sonra 4'te başlayıp akşam 9'da tırnaklarımı yeme noktasında son bulan gezimizde kah geçen sene Ortaköy'de yaptığımız tekne turumuzu özlemle hatırladım kah bu da manzara mı pehhh diye söylendim kısacası yaşlı nineler gibi kendi kendime konuştum durdum işte :P

Hava pek bir kapalıydı...
 
Ama ben içeri kapanmak istemedim... Sanırım gittikçe klostrofobik oluyorum!
Gezinin başında geleceğe umutla bakan böyle mutlu bir yavrucaktım :)
Nasıl buldunuz burayı? Aaaa demek ilk gelişiniz değil! Ne güzel kolay adapte olacaksınız buraya o halde... hede hödö höd diye giden muhabbetler de bitince yavaş yavaş poflamaya başladım.
 
Sıkılınca başvurduğum en klasik yöntem bu!

Ay sana çok ayıp olacak ama karadan da denizden de benim için aynısın sen...
Atalarımız çok büyükmüş çoook! Kanoda keyifle yol alan şu amca ve teyzeye bakınca "azıcık aşım kaygısız başım" atasözünü daha iyi anladım!
Vallahi 5 saatin sonunda karaya varınca böyle tango yapmadım ama zil takıp oynadım :)
12'li yaşlarımda Marmaris'te mehtap turuna katılıp gecenin 12'sine kadar Erman Kuzu gibi org çalan piyanist yüzünden, 20'li yaşlarımda katıldığım teknede geçen bir düğünde Konyalım yürrüüüü tarzı şarkılara katlanmak zorunda kaldıktan sonra tekne turlarına tövbe etmiştim. Ve şimdi 30'lu yaşlarımın baharında yine aynı tövbeyi etmekteyim. Sanırım her 10 yılda bir beynimin tekne gezileri dosyasının resetlenmesi gerekiyor :P
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...