02 Nisan 2011

Gorki'nin Evi

MTKO ile düzenlediğimiz bu ayki gezi rotamız Gorki'nin eviydi... Yıllar yıllar önce bu evi annemle gezmiştik, o zamandan aklımda kalan tek şey mermerden yapılmış devasa merdiveniydi. Evi tekrar dolaşınca tek göz alıcı noktasının bu merdiven olduğuna kanaat getirdim. Nedense buranın kasvetli bir yanı var, sanki içinde acılar saklı bir ev gibi... Her ne kadar beni Tolstoy'un Evi kadar iyi hissettirmese de fotoğrafları ve evin hikayesini sizlerle paylaşmaya değer görüyorum.
Şimdilerde Gorki'nin Evi olarak geçen bu ev aslında varlıklı bir aile olan Ryabushinsky'lere ait malikane olarak bilinmekteymiş. Evin yanında bulunan sarı kilisede ise (the church of Great Ascension) Rus edebiyatının kurucusu sayılan ünlü şair ve yazar Alexander Pushkin evlenmiş. (19.yy) Seromoni esnasında yüzüklerden biri yere düşmüş ve şairin tuttuğu mum kendiliğinden sönmüş. Batıl inancı fazla olan Pushkin Fransızca "tüm alametler kötüdür" demiş. Nitekim bu evlilikten tam 6 yıl sonra eşinin aşığı ile giriştiği düelloda karnına isabet eden kurşun yüzünden hayata veda etmiş...
Gelelim Ryabushinsky ailesine... Aile tekstil ve bankacılık sektöründe büyük başarılar sağlamış, özellikle bankacılıktan ciddi paralar kazanmışlar. Şehrin çeşitli yerlerinde matbaaları varmış. Ailenin en büyük oğlu Pavel Ryabushinsky iki kere evlenmiş. İlk evliliğinden 7 kız çocuğu olmuş. İkinci evliliğini ise en küçük erkek kardeşinin nişanlısına göz koyarak, kendisinden 30 yaş küçük olan Aleksandra ile yapmış ve bu evliliğinden 8'i erkek olmak üzere 16 çocuk dünyaya gelmiş...
Pavel Ryabushinsky'nin 8 oğlundan biri olan Stepan çok başarılıymış. Moskova'da araba üreten fabrikayı o kurmuş. Oldukça üretken biriymiş, aynı zamanda çok insancılmış, çalışanlarına her zaman yardım etmiş, fakirlerin karnını doyurmuş. Fakat Çarlık döneminde o ve ailesi liberal bulunduğu için pek sevilmezmiş. Matbaa sahibi olmaları ve o matbaalarda Çarlık dönemi aleyhine yayınların basılması nedeniyle şimşekleri üzerlerine çekmişler. 1917'de Çar tarafından sürülerek Milano'ya yerleşmek zorunda kalmışlar. Stepan Ryabushinsky 1942'de burada hayata gözlerini yummuş...
Stepan'ın ilk ve tek evliliği Anna ile olmuş. Anna'ya karşı duyduğu büyük aşkı bu evin dekorasyonu ile göstermek istemiş ve bunun için ünlü mimar Shekhtel (Şehtel) ile çalışmış...
Fotoğrafta eşi ve kızlarıyla görünen evin mimarından bahsedelim biraz da... Shekhtel aslında alaylı bir mimarmış. Sanat okuluna gitmiş ancak tembel olduğu için okuldan kovulmuş. 19 yaşındayken ikona boyama, dergi ve gazeteler için günlük illüstrasyon hazırlama gibi işlerde bir mimara yardım ederek geçimini sağlamış. Burada Anton Çehov ile tanışarak onun bir kitabına illüstrasyon yapmış ve Çehov tarafından başka kişilere tavsiye edilerek müşteri portföyünü genişletmiş. Zamanla Moskova'nın en ünlü mimarlarından biri olmuş ve şehirde 100'ü aşkın esere imzasını atmış. Ancak Rus Devrimi sonrasında tamamen unutulmuş. 2 konağına ve bir yazlığına devlet el koymuş. 1926 yılında yurt gibi bir yerde açlık ve sefalet içinde ölmüş.
Çok hızlı ve bir o kadar acıklı bir hayat öyle di mi?
Gelelim evin detaylarına... 1900 yılında yapılan, Freud'un bilinçaltı ile ilintili olan bu ev, Art Nouveau akımı içinde çok önemli bir yere sahipmiş. Aynı zamanda Shekhtel'in Art Nouveau tarzında yaptığı ilk ev olma özelliğini de taşıyormuş. Evin merkezini bu mermer merdiven oluşturuyormuş ve evin tüm iç dizaynı bu merdiven merkez alınarak yapılmış.
Ryabushinsky ailesi sürgün edildikten sonra bu evin üst katı enstitü, alt katı anaokul olarak kullanılmış. Stalin'in çocuğu da bu anaokulunda yetiştirilmiş. Bir süre sonra enstitü ardından anaokulu kapatılmış ve ev bir süre basımevi olarak hizmet vermiş...
Genç yaştan beri ciğerlerinden rahatsız olan Gorki (21 yaşındayken intihar teşebbüsünde bulunmuş, kurşun kalbi yerine ciğerine isabet etmiş ve daha sonra vereme çevirmiş) Lenin tarafından yurtdışına tedaviye gönderilmiş. Devlet tarafından kendisine gönderilen para ile orada yaşamını sağlamış. Ancak bir süre sonra para akışı kesilerek Gorki'nin yurda dönmesi sağlanmış. 1931'de Rusya'ya döndüğü zaman bu eve taşınması istenmiş, başta ev fazla lüks olduğu için burada oturmayı reddetmiş ancak sonradan kabul etmiş. Fakat yazarın bu evde geçirdiği 5 yıl altın kafese benzetiliyormuş. Devrim liderleri burada onu bir nevi kontrol altında tutmuşlar. Stalin sık sık kendisini ziyaret edermiş. Kolay bir hayatı yokmuş dolayısıyla bu kontroller ve baskı nedeniyle mutlu değilmiş.
Evin ana girişi burasıymış...Misafirler bu ana kapıdan içeri alınırmış.
Ryabushinsky ailesinin oturduğu dönemde girişte bulunan kelebek kanadı şeklindeki cam paneller, modern stilin asla onun zevki olmadığını kızına itiraf etmiş olan Gorki'nin isteği üzerine kaldırılmış...
Ve o zarif kelebeklerin yerini bu sevimsiz uzun dolaplar almış.
Burası yemek ve oturma odası olarak kullanılmış. Masada fincanın olduğu yerde Gorki otururmuş. Kahvaltılar sıradan aile öğünleri iken akşam yemekleri ve akşam çayları daha hareketli olurmuş.
Gorki sanat ve edebiyatın birçok ustasını bu odada ağırlamış. "Sosyalist gerçekçilik" olarak adlandırılan o dönemin yazınsal akımının sayısız tartışmaları bu odada yapılmış.
Ve Gorki'nin evi giderek o dönemin ünlü yazarlarının kulübü haline gelmiş...
Günün sonunda genellikle radyodaki haberler dinlenerek zaman geçirilirmiş.
Şimdi yemek/oturma odasından yandaki kütüphaneye geçiyoruz...
Bu kütüphane Gorki'nin hayatı boyunca topladığı 6 kütüphanenin en sonuncusuymuş... Gorki topladığı kitapların bir kısmını halk kütüphanesine bağışlamış, bir kısmını da arkadaşları ve yazarlara hediye olarak vermiş.
Bu kütüphanede 20'li ve 30'lu yılların en ünlü Sovyet yazarlarının tüm kitapları yer alıyormuş. Burada toplamda 12.000'e yakın kitap bulunuyormuş.
Kütüphanenin tavanında çok ilginç kabartmalar kullanılmış, burada insanın kendisini deniz altında gibi hissetmesi istenmiş...
Gorki'nin çalışma odasındayız...
Gorki her gün sabah 9.00 öğlen 14.00 arası yazılarına çalışırmış. Günün bu saatleri onun en üretken olduğu zamanmış. Fakat şunu da belirtmeliyim ki Gorki yazdığı raporlarda ülke gerçeklerini saklarmış. Ülkede birçok aydının hapsedildiği gulag'lara (Sovyet çalışma kampları) yaptığı ziyaretlerde gördüğü manzaralar karşısında hıçkırıklara boğulduğu halde daha sonradan yazdığı raporlarda koşulların çok iyi olduğunu belirterek gerçekleri saklamış...
Notlar alırken hep bu renkli kalemleri kullanırmış...
Bu dolapta ise Gorki'nin 18-20. yüzyıla ait kemik oymalarından oluşan büyük bir koleksiyonu yer alıyor. Gorki hayatı boyunca birçok sanat eserini toplayarak bunları ya müzelere ya da kişilere vermiş. Bu eserlerin içerdiği enerjilerin yeni bir yaratıcılık dalgası doğurmasını istemiş.
Burası da Gorki'nin yatak odası... Gece okuyacağı kitapları koymak için sağdaki rafın yapılmasını istemiş.
Başucunda duran fotoğraftaki kişi en büyük torunu Marfa...
Bu mütevazi yatak odasının en lüks parçası ise bu Japon dolabı...
Alt katı bitirdik, şimdi üst kata geçiyoruz...
Ryabushinsky ailesinin yaşadığı dönemde evin alt katı erkeğe, üst katı ise eşine aitmiş. Ayrıca evin çatı katında gizli bir kilise varmış. Ortodoks kilisesi reformistler ve old believers olarak ikiye ayrıldığı ve old believers'ların ibadet etmesi yasak olduğu için böyle gizli bir yöntem bulmuşlar. Yıllar önce bu evi gezdiğim zaman bu gizli şapeli görmemize izin vermişlerdi ama bu sefer göstermedikleri için fotoğraf çekemedim...
Üst katta bizi Gorki'nin büstü, tabloları, ve fotoğrafları karşılıyor...
 
Masanın üstündeki bu not intihar mektubuymuş...
Bu mektup yazarın 21 yaşındayken teşebbüs ettiği intihara yönelik mi bilmiyorum ama son birkaç satırında şöyle yazıyor: (yanlış çevirmiyorsam...)
Okuyamıyorum ve uyuyamıyorum...
Hiçbirşey istemiyorum...
Hiçkimseyi...
Bu da yazarın öldüğü zaman çıkartılan maskesi...
Çapkınlıkları nedeniyle lakabı "Kırmızı Kazanova" olan Gorki'nin sevgilisi bir gün onu ziyarete gelmiş ve en sevdiği şekerlerden ona hediye etmiş. Bu şekerleri yedikten kısa bir süre sonra da Gorki ölmüş. Ne tesadüf ki ölümü gerçekleri daha fazla saklamak istemediği bir döneme denk gelmiş... Bu nedenle Gorki ve ondan 2 yıl önce yine şüpheli bir şekilde ölen oğlunun (bu arada oğlunun sevgilisi aynı zamanda KGB'nin başındaki kişilerden birinin sevgilisiymiş, bu kadının eve giriş çıkışlarından Gorki rahatsızlık duyarmış...) zehirlendikleri tahmin ediliyormuş...

Ryabushinsky ailesiyle başlayıp Gorki'de son bulan bu kasvetli evin hikayesini, müzedeki rehberimiz ve Rus hocamın anlattıklarını derleyerek sizlere aktarmaya çalıştım, umarım sıkılmadan okumuşsunuzdur...
Hepinize harika bir hafta sonu dilerim!

24 yorum:

  1. Nonim daha ne o kadar oradasiniz ?Para biriktirip basacagim evini de :) seni kaciracagim bana rehberlik yapman icin :)
    super kiskandim ama daha cok cok gez emi

    optum :)

    YanıtlaSil
  2. Zevkle okudum!
    Güzel bir haftasonu diliyorum sana...:)

    YanıtlaSil
  3. tam bir art nouveau örneği, her yer kıvrım kıvrım..
    hiç sıkılmadan bir çırpıda okudum bu geziyi de, ellerine kollarına sağlık :)

    YanıtlaSil
  4. tolstoy'un evi, gorki'nin evi... o kadar güzel fotoğraflarla o kadar güzel anlatmışsın ki... okurken keyiften bayıldım...
    cidden emeğine sağlık. muhtemelen görme ihtimalimin olmadığı yerleri gezmişim gibi hissettirdin...

    YanıtlaSil
  5. fotoğraf kareleriyle ta oralara kadar gitmiş gibi olduk..çok güzel..teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. Sovyet donemine, simdi ki rusya'nin duruma guzel isik tutan bir gezi olmus!
    Carlik donemide berbat bir donemmis ama sovyet donemi gibi insanlarin elinden herseyi alipta kendileri luks icinde yasayipta insanlarin surundugu donem degilmis!
    Kasvetli demissin ama benim cok hosuma gitti yazin,gezin, devami beklerim.. ;)

    YanıtlaSil
  7. bu tip postlarını çok seviyorum Nonicim. kasvetli de olsa bazı mobilyaları beğendim. sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. Keyifle okudum yazını,ev gerçekten çok soğuk ve ürkütücü geldi bana..daha neler yaşandı kimbilir bu evde duvarların dili olsada konuşsa keşke...paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  9. hiç sıkılmadan sonuna kadar okudum :) ve o mermer merdivene bayıldım nasıl birşey o öyle :) ve sen çok şekersin her halinle sevgiler Noni :) güzel hafta sonları :)

    YanıtlaSil
  10. Gorkinin evini çok merak ediyordum.Ne güzel gezdirdin bizi de...

    YanıtlaSil
  11. Nonicim, ben bayıldım bu eve. Zaten Art Nouveau benim en sevdiğim tarz olduğu için (evet kabul ediyorum, zaman zaman oldukça kasvetli olabiliyor)bana rüya gibi geldi. Çektiğin fotolara da bayıldım. Sayende Moskova'nın güzelliklerini uzaktan görüp tanıyoruz :))) Oralara seni ziyarete geldiğimde mutlaka gitmek isterim Gorki evine ona göre...:)
    Çok çok öpüyorum seni, prensine de çok selamlar- Tülay

    YanıtlaSil
  12. Fotoğraflar bizi oraya kadar götürüyor,en çok da tavandaki süslemeleri beğendim..

    YanıtlaSil
  13. Bu yazıyı bekliyordum :) Hüzünlü bir öyküsü var ama iyi bilgilendik. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  14. Noni ne güzel gezdirdin bizi yine. Ama bu ev bana çok kasvetli ve esrarengiz geldi. Fazla ürkütücü :)
    Merakla yazılarını okuyorum.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  15. harika bir post! bayıldım! sayende çok şey öğreniyorum teşekkürler <3

    YanıtlaSil
  16. canim nonim eskilere evi gezdigim yillara goturdun beni nostalji yaptim sagol canim kizim

    YanıtlaSil
  17. Çok keyifli bir gezi oldu , rehberliğinde pek hoş:)hakikaketn hüzünlü bir ev . Ne ilginç yaşamlar var şu hayatta. çok mersi sanada iyi hafta sonları

    YanıtlaSil
  18. Çok keyifli ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Kendimi kulaklıklarla orada gezer gibi hissettim.
    Art Nouveau çok etkileyici bir üslup; ama kimi zaman da (burada olduğu gibi) oldukça ağır bir görünüm alabiliyor. Ben yine de çok beğendim.
    En çok da 12.000 kitaplık kütüphaneye bayıldım!
    Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  19. zevkle okudum
    sayende gıdemedıgımız gezemedıgımız yerlerı goruyoruz...

    YanıtlaSil
  20. sevdigi yazarların yaşadıgı erleri görmesi ne kadar güzeş noni ,Tolstoyun da evine baktım paylaşımlar için saolaısn ben keyif aldım ,dedigin gibi sadece merdivenler akılda kalacak

    YanıtlaSil
  21. sıkılmadan sabırla okudum. o kadar gezmısın, oturup uzun uzun yazmıssın. okunmaz mı :)
    sevgıler

    YanıtlaSil
  22. Gorki Evi yazıma gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim, beğenerek sıkılmadan okumanıza çok mutlu oldum, gördüklerimi sizlerle paylaşmak hoşuma gidiyor hem bana da anı defteri gibi oluyor :)
    Gezi yazılarım devam edecek, bu haftaki rotamız Bolşeviklerin gizli matbaası olacakmış, heyecanla bekliyorum ;)

    YanıtlaSil
  23. Gorki'nin art nouveau sevdiğini bilmiyordum. Ama tahmin etmeliydim. Çünkü bu sanat akımı halkın istihdam edindirmek için elsanat-
    larına hayat vererek oluşturulmuştu. 1856-1914 Viktoria döneminde Arts and Craft adı altında başlamıştır. Dönemin en ünlü isimlerinden
    Rene Lalique, Gilart, Fouquet, Mucha'dır. Bir Art Nouveau ustası Kemal Akdemir. Saygılarımla . . .

    YanıtlaSil

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...