11 Kasım 2011

19. Tümen Sergisi

Çanakkale Savaşı esnasında İstanbul'un zengin ve soylu ailelerinin hanımları da "İş başa düştü! Bugün bizler de birşeyler yapmalıyız." diyerek hastanelere koştular. Günlerce bitkin ve uykusuz kalarak yaralılarla ilgilendiler. Devletin ileri gelenleri bunca emek karşılığında birşeyler vermek istediler, kabul ettiremediler. Bütün bu fedakarlıklar karşılıksız kalmamalıydı. Birşeyler verilmeliydi. Esir İngiliz tüfeklerinin namlularını keserek yüzük yaptılar. Emeği geçenlere dağıttılar...
Çanakkale Şehitleri Tanıtım ve Araştırma Derneği Tanıtım Kataloğu'ndan bir alıntı:

1999 Mart’ında pek çok kitap yazmış, ilginç bir köy imamı ile ilgili araştırma yapmak için Edremit’e gittim. El Ezher’de okumuş, Teşkilat-ı Mahsusa’da çalışmış, Çanakkale, Filistin cepheleri, Kurtuluş Savaşı derken yıllar sonra Edremit’e dönmüş, binlerce kitabını Edremit Kütüphanesi’ne bağışlamış birisi. Onunla ilgili çalışırken söz Çanakkale’ye gelince masada oturanlardan birisi söze karıştı. “Dedem Çanakkale’den dönmüş ama babası kalmış” dedi. Biraz anlatmasını konuyu açmasını istedim. Dedesinin babası Halil Çavuş Çanakkale savaşları başladığında 47-48 yaşlarındadır. Oğlu Ali 19-20 yaşlarındadır. Ali Çanakkale’ye gider... Halil Çavuş’un hanımı, bir gün dükkana gelir:

“Bey, eve iki asker geldi. Seni sordular... Hemen askerlik şubesine gidecekmişsin... Acaba Ali’mize bir şey mi oldu? Yüreğime bir kor düştü!..”

“Tamam hanım olur, ben şimdi gider, öğrenir gelirim. Canım çekti, sen akşama ocağa bir kuru fasulye vur da yiyelim...” dükkanı toparlar, askerlik şubesine gider, kendini tanıtır.

Komutan ayağa kalkar: “Sen nerde kaldın? Yürü... Edremitliler Çanakkale’ye gidiyor. Koş yetiş...”

“Aman bey! Varıp eve haber vereyim... helalleşeyim.”

“Mümkün değil kafileden kopma... koş... Eve biz haber veririz..”

Gerçektende hemen eve koşup, “Kocanızı Çanakkale’ye yolladık” diye haber verirler. Aradan hayli zaman geçer. Kurtuluş Savaşı sonunda Ali geri döner.. Halil Çavuş’tan bir daha haber alınamaz.

“Ben o Ali’nin torunuyum hocam!.. Nenem, hayatı boyunca her akşam kuru fasulye pişirdi. Kendisi ağzına o yemekten tek bir lokma koymadı. Hep bize yedirdi. Nenem ölene dek her akşam o boş tabağı sofraya koydu ve kaldırdı. Koydu... ve kaldırdı... Bir şey daha söyleyeyim. Belki inanmazsınız.. Bizim evde hala her akşam kuru fasulye pişiyor. Çocuklar bıktık diye, mırın kırın ediyorlar ama.. hala pişiyor...  Benim nenem hayatı boyunca sofraya boş tabak koydu. Çatalı kaşığı yanında hazır boş tabak, dedemizin tabağıydı. “Gelirse hemen koyuvereyim yemeğini... Acıkmıştır... Özlemiştir... Hemen koyuvereyim...” diye nenem boş tabağı hep sofrada tuttu. Ölüm döşeğinde bile “Dedenizin tabağını koyun.” diyordu...
19. Fırka Komutan Emri
Seyit Ali Çabuk Çanakkale Cephesi'nde topçu eri olarak göreve başladı. 18 Mart 1915'de Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Onbaşı Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevliydi. Türk topçusunun yoğun karşı ateşi ve daha önceden Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar, bu saldırıyı püskürttü. Çatışma sırasında Fransız savaş gemisi Bouvet vurularak hareketsiz kaldı ve batmaya başladı. Gemi mürettebatını kurtarmak için yardıma İngiliz Ocean ve Fransız Irresistible gemileri geldi. Ancak çatışma sırasında Seyit Ali'nin görevli olduğu topun vinci arızalandı. Bunun üzerine Seyit Ali 275 kilogram ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak top kundağına yerleştirdi. Seyit Ali, ilk iki atışta Ocean'a hafif bazı hasarlar verdiyse de, üçüncü atışında İngiliz gemisi Ocean'a ağır yara verdi. Atılan mermi geminin su kesiminin biraz altına isabet ederek geminin anında yan yatmasına neden oldu, bu nedenle mürettebat gemiyi terk etmek zorunda kaldı. Ocean da bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak battı.Bu yüzden komutan ona onbaşılık görevini verdi. Çanakkale savaşından bir gün sonra Seyit Ali Onbaşı'ndan top mermisi sırtında fotoğrafı çekilmesi istendi. Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlansa da 275 kiloluk top mermisini kaldıramadı. Bir rivayete göre Seyit Ali tahtadan bir mermiyi sırtlayarak poz verdi. Bir başka rivayete göre ise Seyit Ali top mermisini kaldıramayınca boş bir kovan bulup mizansen yapıldı.
Tahtadan veya içi boşaltılmış bir mermi... Ne farkeder ki... Bence fotoğrafın nasıl çekildiğinden öte esas önemli olan Seyit Ali'nin bu başarıya imza atmış olması...

22 yorum:

  1. CNM COK GÜZEL BİR YAZI VE HARİKA FOTOĞRAFLAR..
    CANAKKALEYE GİDİP GORMUSTUM HEPSİNİ. DEDEMİN BABASI VE AMCALARI ORDA ŞEHİT DÜŞMÜŞLER, ONU GOTURMUSTUM..

    YanıtlaSil
  2. Hayat ve Kurabiyesi11/11/11 09:50

    Çarpışan mermiler beni en çok ürperten fotoğraf oldu.. Eline ayağına sağlık Nonim.. Keşke tüm tv kanallarında Çanakkale savaşının belgeselleri yayınlansa..

    YanıtlaSil
  3. Sabah sabah şu kurufasülye hikayesi beni mafetti... Neler neler yaşanmış.
    Çok teşekkürler bu postlar için, ellerine sağlık, o kadar güzel hazırlamışsın ki..

    YanıtlaSil
  4. Gerçekten gözlerim yaşardı fotolara bakarken, insanlardaki o zamanki azmin keşke onda biri olsa şimdiki bizlerde. Yarına bakınca dünden daha umutsuz oluyorum bazen Noni. Ellerinize, ayaklarınıza sağlık, çok güzel bir sunum yapmışsınız.
    Buket Taman

    YanıtlaSil
  5. Noni;Halil Çavuş ve eşinin hikayesi yüreğime işledi.Ne sabırlı,yüce insanlarmış bu insanlar ya.Kadınları beklemeyi,erkekleriyse savaşmayı bilmiş.Bu arada ben kızımın okul gezisiyle Çanakkale'yi ve bu müzeyi gezmiştim.Çok kalabalıktı müzeden pek bir şey anlayamamıştım.Ama Çanakkale'nin muhteşem güzel yeşilliği şehit kanlarından gelmekte bence.Nur içinde yatsınlar.

    Gül Saim

    YanıtlaSil
  6. Akşam çocuklarıma göstereceğim, teşekkürler Noni...

    YanıtlaSil
  7. Çok anlamlı yayınlar olmuş bunlar sevgili Noni, teşekkürler.
    Türkiye'ye hoşgeldin.
    DilekY.

    YanıtlaSil
  8. Aman Allah'ım, o kuru fasulye hikayesi nasıl harika, hala ağlıyorum...

    YanıtlaSil
  9. Kurufasülye hikayesi çok etkiledi beni, sadece fotoğraflarbile çok şey anlatıyor...
    Sevgili Noni, izninle bu postunu facebook'ta paylaştım. unutanlar hatırlasın istedim, bu vatanın bize nasıl kaldığını...
    Çok teşekkür ederim, bizleri de gezdirdiğin için...
    Japonya'dan sevgiler,
    Gökşin

    YanıtlaSil
  10. Aysun Karaalioğlu AYS♥STYLE; canım ne güzel birşey yapmışsın dedeni oraya götürmekle, şehitlerinizin ruhları şad, mekanları cennet olsun...

    Hayat ve Kurabiyesi; evet di mi onlar beni de çok etkiledi :(

    cafenoHut; rica ederim canım, ben dün bu postu gözlerim dolu dolu hazırladım, ne acı günler geçirmiş bu güzel toprakların güzel insanları :(

    buket; benim de :( düşünüyorum da şu anda ne kadar basit ve sıradan şeylere takılıyoruz, üzülüyoruz...

    Gül; kuru fasulye hikayesinde ben de gözyaşlarıma hakim olamadım canım :( kendimi hiç bıkmadan her gün eşinin yolunu gözleyen o kadının yerine koydum, içim yandı, ben böyle hissettiysem kimbilir o içinde neler yaşamıştır... tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun...

    Ecehan; rica ederim canım, ben teşekkür ederim çocuklarınla paylaşacağın için...

    Dilek; hoşbulduk canım...

    Hayat Devam Ediyor; evet hepimizin içine işledi bu yaşanmış hikaye... mekanları cennet olsun...

    Gökşin; izin ne demek ben mutlu olurum paylaşıldığı zaman, oralara kadar gidemeyenler de belki gitmiş kadar olurlar...

    YanıtlaSil
  11. herseyden once sunumun, fotografların, anlatım seklın... okuturuyor. keyıfsız bır konu bıle surukleyıcı olabılıyor.
    sevgıler

    YanıtlaSil
  12. Yüzüklere bayıldım.. Ne kadar anlamlı.. Ama böyle bir sergi/müze'de "köyün gelinlik çağına gelen kızlarının sırasıyla giydiği gelinlik" için "çok eski" tabirinin kullanılması ilginç.. Çok eski kavramı fazla geniş.. Mutlaka yaklaşık bir tarih verebilirlerdi..
    Çarpışmış düğmeler de insanın tüylerini diken diken ediyor.. Çok güzel bir paylaşım olmuş, eline sağlık...

    YanıtlaSil
  13. belgesel tadında çok güzel.Tebrik ediyorum.Siteni ve duygularını çok seviyorum

    YanıtlaSil
  14. Nasıl etkileyici bir müzeymiş öyle! Ben de en kısa zamanda Betül'ün (minişin) elinden tutup gitmek istedim. Umarım bizde de müzecilik Ruslarda olduğu gibi hak ettiği yeri bulur, yaygınlaşır. Eline, ayağına sağlık Nonişkam bizi taa oralara götürdüğün için!!!

    YanıtlaSil
  15. Çok çok çok etkileyici.. Ahh..

    YanıtlaSil
  16. Çanakkale :)
    en güzel tatilimin son durağıydı...
    ayvalıkta 15 gün(en sevdiğimmm) sonrasında Çanakkalede kahvaltı ile güne başlamak...en son durak yalova....

    Bu güzel yer bir günde gezilemeyecek kadar büyüktü be noni abla :( eminim gitmediğimiz çok yer vardır daha...Dilerim gene giderim:)

    YanıtlaSil
  17. Ne güzel bir yazı ve ne güzel fotoğraflar...

    YanıtlaSil
  18. Çok beğendim, çok etkileyici bir yazı olmuş, ben de oraları gezmiştim kızlarla birlikte.Eline sağlık. Annen

    YanıtlaSil
  19. Zeynep; teşekkürler canım :)

    ELFony; evet haklısın bir dönem belirtmek gerekirdi, ama orada sergilenen birçok eser başkaları tarafından müzeye bağışlanmış sanırım bu yüzden bir kısmında tarih belirtilmemişti...

    naysun; teşekkürler, hep sevgiyle takipte kalmamız dileklerimle...

    Ayşemmm; oyyy Betül'ümüz gelsin sağlıkla biz onu gezdiririz, Moskova'yı senle memleketimi Betül'le dolaşmış oluruz :)

    nil; di mi...

    HAMUŞ; evet canım bizde bitiremedik, Anzak Koyu ve Conkbayırı'na da baktık ama her yeri dolaşamadık, birkaç gün ayırmak gerekiyor, her köşesi ayrı bir tarih kokuyor buraların...

    Aslı; beğenildiyse ne mutlu bana!

    Cici annem; aa burayı gezdiğinizi bilmiyordum, sizin gezi notlarınıza bir ara göz atıyım ben ;)

    YanıtlaSil
  20. bayıldım hepsine kıskandım biran ben de görmek istedim yaşamak istedim o anıların içinde...gelinlik,çarıklar o anlattığın olay düğmeler aman allahın Nonim :) çok teşekkürler canım sevgiler...

    YanıtlaSil
  21. Çanakkale'ye defalarca gitmeme ve oraları gezmeme rağmen ilk kez görüyormuş gibi tüylerim ürperdi incelerken. Hele Halil çavuş'un hikayesi çok derinden etkiledi beni. İçimde bir yerlere dokundu. İnsan sevdiğinden umudu kesmiyor, görmedikten sonra ölümünü inanmıyor, sanki bir gün kapı çalacak, gelecek aradan geçen yıllar bir anda silinecek, o son günün akşamını yaşar gibi sofraya oturacak gibi geliyor. Bu yaşanmış hikaye ve oraları bir kez daha yaşatan fotoğraflar ve anlatım için çok teşekkürler..

    YanıtlaSil
  22. aglıyasım geldi ,gözlerim dolu dolu fotograflara baktım ,

    YanıtlaSil

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...