06 Haziran 2014

Tarihi Asansör

İzmir'e yaptığım bu son ziyaret kısa olmasına rağmen dolu dolu geçti. Bu sefer gitmediğimiz yerlere şans tanıdık; Tarihi Asansör'e çıktık, Kordon'da yürüyüş yaptık, Deniz Restaurant'ta doğum günümü kutladık, Tavacı Recep Usta'da keyifli bir öğle yemeği yedik, Bostanlı'da yeni açılan Starbucks'ta kahve içtik...
Beni en çok sevindiren ise görmeyi çok çok istediğim sevgili Elfony ile buluşmamız oldu. O kadar iyi geldi ki onu karşımda görmek... Dünyalar güzeli bir anne, dupduru, narin mi narin... Dünyalar tatlısı Ecey'i andık, fotoğraflarına baktık. Aslında amacım onun acısını paylaşmak ve bir nebze de olsa teselli etmekti ama tam tersi oldu, ben ağladım o beni teselli etti. Yüreği sevgi dolu bu anne hepimize güçlü olmanın ne demek olduğunu öğretti, dilerim yüreğindeki yangın zaman içinde azalır ve Can'ı Cemik'i ile ömrünün sonuna kadar mutlu olur, o bunu fazlasıyla hakediyor çünkü... Seni seviyorum canım Elfony...
Bu arada İzmir'e bu son gelişimde yolda yürürken blog ve instagramdan beni takip eden, Nil'i tanıyıp yanımıza gelen tatlı anneler ile tanışma fırsatım oldu; Doorstepping, Ozlemazap ve Ozg_Esm'ya buradan kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum!
 Şimdir biraz da Tarihi Asansör turuna çıkalım. İzmir'de gitmek istediğim yerlerden biri de bu asansördü, kayınvalidemle Niloşu da alıp Bostanlı'dan vapurla Konak'a geçtik.
Dario Moreno Sokağına girip asansöre doğru yürüdük.


Tam bir İzmir aşığı olan Dario Moreno sokağın içinde yer alan bu evde yaşamış.
Dario Moreno'nun Vasiyeti...
Canım İzmir
İzmir, tatlı ve sevgili şehrim...
Bir gün şayet senden uzakta ölürsem...
Beni sana getirsinler...
Fakat mezarıma götürürlerken
"Öldü" demesinler.
"Uyuyor" desinler koynunda...
Tatlı İzmir'im...
Vasiyetine rağmen Dario Moreno ölünce İsrail'de toprağa verilmiş...
Dar sokaktan yukarı doğru yürüyüp asansöre çıktık. Eskiden bu asansörü kullanmak ücretliymiş, şimdi bedava olmuş...
1907 yılında Musevi işadamı Nesim Levi (Bayraklıoğlu) tarafından yaptırılan asansör, birinden diğerine 155 basamakla ulaşılan iki semt arasında hızlı ve kolay ulaşım sağlama amacıyla yaptırılmıştır. Günümüzde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından eğlence, kültür ve dinlence mekanı olarak kullanılır; kentin önemli bir turistik durağıdır. Asansöre, halk arasında “Asansör Çıkmaz Sokağı” olarak bilinen, resmi adı “Dario Moreno” olan sokaktan ulaşılmaktadır. Kule, taş olan iki bölümden sonra tuğla olarak yükselir. Yapının Halilrıfatpaşa Caddesi’ne ulaştığı yerde demir konsollar üzerinde taşınan ahşap bir balkon bulunur. Bu balkondan İzmir şehri kuşbakışı izlenebilmektedir.
İzmir’in Karataş bölgesi tarih boyunca taş ocağı olarak kullanıldığından, sahil şeridi (bugünkü Mithatpaşa Caddesi) ile yukarıdaki Halil Rıfat Paşa semti uçurumlarla birbirinden ayrılmıştı. İki semt arasına Türklerin “Karataş Merdivenleri”, yukarıdaki semte yerleşen Yahudilerin “Devidasların Merdiveni” adını verdikleri merdivenler yapıldı. Merdivenlerin üst kısmındaki Devidas ailesinin evi, aşağıdaki en büyük evde ise Nesim Levi (Bayraklıoğlu) adlı tüccarın evi bulunuyordu. Baba Devidas’ın bir gün merdivenlerde düşüp ayağını kırmasından sonra dostu Nesim Levi’nin Avrupa şehirlerinde gördüklerine benzer bir asansör yapma fikrini geliştirdiği anlatılır. Asansör kulesi Marsilya’dan getirtilen tuğlalar ile yapıldı. İnşaatı 1907’de tamamlandı.
1942 yılında satılıncaya kadar geliri Karataş Musevi Hastanesi'nin giderlerini karşılamakta kullanılıyordu. 1942 yılında el değiştiren asansör, işleticilerin iş bırakması, ölmesi gibi nedenlerle bir süre kapalı kaldıktan sonra 1983’te belediyeye bağışlandı ve 1985’te restore edildi. 1985’teki restorasyondan önce kuledeki asansörlerden biri buharla, diğeri elektrikle çalışırdı. 1985’te, asansörlerin her ikisi de elektrikle çalışacak şekilde düzenlenmiştir. (Kaynak: Vikipedi)
Asansöre binmeden önce aşağıdan yukarı bir bakış... 
Bu da asansörle çıktıktan sonra yukarıdan aşağı Dario Moreno Sokağı'na bir bakış :)
Yukarıdan İzmir manzarası... Gördüğünüz denizin güzelliği mi yoksa betonun çirkinliği mi? Bu biraz da bakış açınıza kalmış artık...
 Gelin ve damatlar da burayı fotoğraf çekimi için sık sık kullanıyormuş, o gün biz de birkaç yeni evli çifte denk geldik.
Teras Cafe'de püfür püfür esen rüzgara karşı kahve içmek harikaydı doğrusu!
Tadı damağımızda kaldı ama her güzel şeyin de bir sonu varmış...
Bir sonraki gelişimize kadar şimdilik hoşçakal dedik bu güzel şehre...

13 yorum:

  1. Tatlım ben Ece, bu yazını okurken Moskova zamanlarını hatırladım. Ne güzel anlatıyodun her bir köşeyi. Eminim bilmiyor olsaydım da yine kafamda çok güzel canlanırdı her adım, tıpkı şimdi olduğu gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahhh ne güzel zamanlardı onlar, şimdi sen söyleyince özledim o müze senin bu sergi benim gezdiğim günleri :) Bebişli olunca çok sekteye uğradı bu yanım, kültürel aktivitelerim minimuma indi, Nil biraz daha söz dinler hale gelsin onu da alıp bu sefer İstanbul'daki sergileri müzeleri gezme hayalim var bakalım ne kadarını gerçekleştirebileceğim hii hii :) Öperim seni de prensesini de canım benim!

      Sil
  2. Duydum bu asansörü ama hiç bilgim yoktu hakkında;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de İzmir'e ne kadar sık gidip geldim daha yeni keşfedebildim yolun düşerse bir çık canım :)

      Sil
  3. bir istanbulsever olarak izmir beni görüntüsüyle hatta deniziyle bile hiiç etkilemez, şimdi yine aynı şeyi düşündüm :) küçükparktaki poğaçam çayım, akşamları barlarım, işte hepsi bu. ama izmirde yaşamak istiyorum o ayrı :p ege sonuçta, modern. tabi ki fotoğraflar harika, özellikle dario morenonun evi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir'de güzel şehir ben İstanbul'dan sonra oraya ne zaman gitsem sakinlik kaplıyor her bir yanımı :)

      Sil
  4. Bu yazıda en çok fotoğrafları sevdim.Harika bir mekanı harika fotoğraflamışsınız.

    Bir de "ah İzmir!" diyorum:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, duymayı en istediğim cümleleri okuyunca çok mutlu oldum şimdi, fotoğraflarımın beğenilmesi beni inanılmaz mutlu ediyor çok çoook teşekkürler :)

      Sil
  5. Demek sizi yolda taniyan bloggerler cikti ha? Yaa hep diyorum, su blog dünyasi ne ilginc , ne harika degil mi?:)

    Izmir' de özlemisim be.... görünce icim ciz etti yine, bayildim resimlere Nonim, tesekkürler.

    Bu arada gecmis dogum günün de kutlu olsun, ve bir de balkaymak Nil'imi öp benim yerime.

    Gerci hic ugramiyorsun bloguma, hatta buradan rica etmistim (bana yolladigin postayi aldigimda) bir ara bir göz ativer diye, onunla ilgili bir post yayinlamistim cünkü ama hic sesin cikmadi...olsun, hayat kargasasinda unutmus olabilirsin, affettim:)

    Öpüyorum canim
    Ayse

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşecimmmm güzel anne, bloguna da yazdım hemen, ben o postuna yorum bıraktım aylar önce ama her nasılsa gitmemiş yorumum, belki de spam'e düştü, valla benim suçum yok küsme bana sakın :)
      Ben de çok öpüyorum seni canım benim kendine çok iyi bak, kocaman sevgilerimi gönderiyorum sizin oralara :)

      Sil
  6. :) Ne güzel olur, biz de çok öpüyoruz sizi tatlım

    YanıtlaSil
  7. Özge & Esma (ozg_esm)9/6/14 17:27

    Her zamanki gibi çok şekersiniz :) maşallah Nil de o kadar güzel bi bebek ki farketmemek imkansızdı. Bu arada bazen kilolardan yakınıyorsunuz ama gerçekten çoooook zayıfsınııız :) çok sevgiler

    YanıtlaSil
  8. cok guzel yazilmis. Bilmedigim konulari da ogrendik. Ozellikle Devidas'in bacaginin kirilmasi nedeni ile Nisim bey'in boyle bir yatirima girmesi vs... Ancak benim bildigim ve yasadigim iki kabinden sag taraftaki'nin hic calismadigi idi. Kaza olmus ve sonra calistirmamislardi. Calisan ise su ile calisirdi. Gene de cok guzel yazilmis, paylasim icin tesekkurler. Daniel Levi. Cocuklugunda bu asansoru bolca kullanmis bir Izmir Sakini...

    YanıtlaSil

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...