06 Haziran 2015

Sığacık

Merhaba, herkese harika bir hafta sonu diliyorum! Ben nihayet kendimi toparladım, tak tak tak tahtalara vurayım aman! Keyfim yerine geliyorken bir tatil postu araya sıkıştırıyım dedim. Geçtiğimiz ay İzmir'deyken Sığacık'ı görme şansımız olmuştu. Bu şirin liman kasabası; pazar günleri "kadınlar pazarı" kurulduğu için kalabalık oluyormuş ama biz cumartesi günü gittiğimiz için her yer sessiz sakindi. Kalabalık hali nasıl bilmiyorum ama açıkçası ben bu halini çok sevdim, küçük sokağını arşınlamak ve fotoğraf çekmek bana huzur verdi gerçekten...
Sığacık Kalesi' nin geçmişinden biraz bahsedecek olursak;
Bugün Seferihisar'ın bir mahallesi olan Sığacık, ilçe merkezinin 5 km. batısında, XVI. Yüzyıl'da inşa edilmiş bir kalenin surları içinden çevreye doğru yayılmaktadır. İlk yerleşme Teos antik kentinin kuzey limanını oluşturan koyda gerçekleşmiştir.
Sığacık Kalesi 1521-1522 yıllarında Rodos seferine hazırlık olması amacıyla Kanuni Sultan Süleyman'ın emri üzerine donanma komutanı Parlak Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilmiştir.
Yapı bir dış kale, bir de koğuş tabir edilen, askerlerin günlük hayatını ve eğitimini geçirdiği iç kaleden oluşmaktadır. İç kalenin denize bakan kısmında iki burç ve iki kapı bulunmaktadır. Surların yapımında Teos antik kentinin taşlarından yararlanılmış olup, duvarlarda Teos'tan gelme yazıtlara rastlamak mümkündür.
O dönemde meskun bir yer olan Sığla/Sığala (Sığacık) kalenin inşaatı ile birlikte hububat ve kuru meyve ticareti açısından önemli bir liman haline gelmiştir. Sığacık Kalesi belli bir yerleşim yerini savunmaktan çok bir deniz üssü olarak hizmet vermiş daha sonraları gümrük kontrol merkezi olarak kullanılmıştır.
Kale içinde geleneksel Sığacık evleri, cami, hamam, mescit ve ticari mekanlar bulunmaktadır. Evler bitişik düzende olup, bazıları tek bazıları iki katlıdır. Evlerin çoğu kerpiçtendir ve büyük bölümünde iç avlu bulunmaktadır. İki katlı evlere cumbalar ve tahta panjurlar eklenmiş, içerdeki merdivenler ve kapılar ahşaptan yapılmıştır.
O gün hava inanılmaz rüzgarlıydı, saçlarım doğal föne maruz kaldı diyebilirim :) Şükürler olsun ki üstümde Rosegal'den aldığım yeni tulumum vardı, etek veya elbise giymiş olsaydım halim ne olurdu düşünmek dahi istemiyorum! Rüzgar şiddetinin arttırınca daha fazla sersemleşmemek adına Sığacık turumuzu sonlandırdık ve Liman Restaurant'ta yediğimiz keyifli bir yemekle günü noktaladık.
Mmmm dolmalar pişmiş, görücüye çıkmış bile :)
Nar portakal marmelatı çok güzeldi. Mürver ve erikten yapılmış şurubu da...
İnşallah bu şirin liman kasabasına yolum yine düşer ve ben yine karelerim her bir köşesini!
Tulum: Rosegal
Çanta: Zara
Oxfords: Galata Nes

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...